Advert

Kardiyolog Ertaş Kalp tedavisinde yeni yöntemleri anlattı.

Kardiyolog Ertaş Kalp tedavisinde yeni yöntemleri anlattı.
Kardiyolog Ertaş Kalp tedavisinde yeni yöntemleri anlattı. Ekspres
Bu içerik 1749 kez okundu.

Kardiyolog Doç.Dr. Ertaş Kalp tedavisinde yeni yöntemleri anlattı.

Dicle Üniversitesi Kalp Hastanesinde görev yapan Doç. Dr. Faruk Ertaş, katıldığı bir televizyon programında Kalp kapaklarından ileri yaşlarda en sık görülen Aort kapak  darlığı tedavisinde en son teknolojik ve bilimsel gelişmeleri ve tıpta cerrahisiz müdahalelerde gelinen noktalara açıklık getirdi.


Diyarbakır’da yayın yapan Uzay Tv’de. her salı günü gerçekleşen Dicle’den Sağlık programına konuk olan Ertaş, kalp hastalıkları ve özellikle kalp kapağındaklarındaki daralmanın tedavisinde yaşanan olumlu gelişmelere dikkat çekti.


Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları bölümünden Prof. Dr Mustafa Kemal Çelen’in sunduğu programa Kardiyolog Doç. Dr. Halit Acet ile konuk olarak katılan Kardiyoloji uzmanı Doç. Dr. Faruk Ertaş, Kalp kapakları konusunun ele alındığı tv programında EKOS ( Tıkalı akciğer damarının ses dalgaları ve eşzamanlı olarak düşük dozda pıhtı eritici ilaç ile açılması yöntemi) ve TAVİ (ileri yaşlarda en sık görülen kalp kapak darlığı olan Aort kapak darlığının ameliyata gerek kalmadan anjiyo eşliğinde değişimi işlemi) tedavileri ile ilgili açıklamalarda bulundu.


Kalpte bulunan 4 kapağın insan sağlığına etkisinin konu edildiği programda kalpte önem taşıyan ana unsurlardan biri olan kalp kapakları ve Aort darlığının tedavisiyle ilgili bilgiler veren Doç. Dr. Faruk Ertaş izleyicilerle şunları paylaştı;

“Kalbi ele alırken iki bölümde ele almak lazım, sağ kalp ayrı sol kalp ayrı, sağ kalpte iki kapağımız, sol kalpte iki kapağımız var. Bugün daha çok sol kalpteki kapaklarla ilgili en son tedavileri konuşacağız. Eskiden mitral kapak hastalıkları daha çok ön plandaydı.  Çocuklar 13-14 yaşlarında üst solunum yolları enfeksiyonu geçiriyordu, enfeksiyonla bağlantılı olarak kalp kapağında bir hasar oluşuyordu ve orada bir mitral kapak darlığı yada mitral kapak yetersizliği oluşuyordu. Dolayısıyla tedavi de ona göre şekilleniyordu. Fakat son dönemlerde hem ülkemizde hem de yurt dışında ortalama yaşın artması, tabi yaş arttıkça yaşa bağlı dejenerasyona bağlı kalp kapak hastalıklarında da artış söz konusu. Şu anda da TUİK verilerine göre Türkiye de yaş ortalaması 77' ye  dayandı. Bundan dolayı son dönemlerde özellikle Amerika  ve Avrupa ülkelerinde Aort kapak hastalıklarının yaygınlaşmasıyla beraber,  bu ülkelerin bilimsel olarak daha çok bu kapak hastalıklarıyla ilgilendikleri için aort kapak hastalığındaki tedavi  daha çok ön plana çıkmaya başladı.


Aort kapak hastalıklarının nedenlerine bir bakacak olursak; 0-30 yaş, 30-60 yaş ve 60 yaşüstü olmak üzere 3 ayrı kategoride ele alıyoruz.

0 - 30 yaş arası en sık neden doğuştan gelen anomaliler, Aort kapağı normalde 3 kapakçıktan oluşmaktadır.

Bu kapakçıklar doğuştan gelen bir anomaliyle 2 tane olduğu zaman buradan geçen kan akımı kapak üzerinde daha fazla bir etki oluşturmaktadır. Bu etkiye bağlı olarak kapakta dejenerasyon ve bozulma meydana gelmektedir. Buda ileri yaşlarda kendini kapak darlığı yada kapak yetersizliği ile göstermektedir.

30-60 yaş arası en sık kapak hastalık nedeni ise bizim gibi ülkelerde romatizmal kapak hastalıkları ön plandadır. Romatizmal hastalık mitral kapağı etkilediği gibi Aort kapağı da etkilemektedir. Buda aynı şekilde aort kapak darlığı veya aort kapak yetersizligi şeklinde ortaya çıkmaktadır.

Fakat 60 yaş üstünde en sık neden yaşlılığa bağlı kapak  dejenerasyonudur.  Şu an dünyada da en sık görülen kapak hastalığı;  ileri yaş ve buna bağlı gelişen dejenerasyona bağlı Aort kapak darlığıdır.


Aort kapağının önemi ise şu şekilde açıklayabiliriz, kalpten bütün vücuda kanı ana damara pompalayan ana çıkış kapağı diyebiliriz.Dolayısıyla kalp ve vücut fonksiyonları için çok önemli bir kapaktır. Bu kapakta bir daralma meydana geldiği zaman vücut fonksiyonlarını ileri derecede etkilemektedir. Fakat bu kapak darlığının sınıflandırması da bizim için önemlidir. Aort kapakta darlık hafif, orta, yoksa ileri derecede mi darlık var.


Bizim konuşacağımız ‘TAVİ’ yöntemi daha çok ileri aort kapak darlığı ile ilgili yeni bir yöntemdir ve yüksek riskli hasta gruplarında uygulanır. Şu an aort kapak hastaların üçte biri yüksek risk grubunda girmektedir. Hatta Amerika'da üçte ikilik grupta bu yöntem uygulanmaya başlandı.  En sık 60 yaş üstündeki hastalarda uygulanmakta, bize başvuran her 10 hastadan birinde bu hastalığı tespit etmekteyiz.


Tıp’taki teknolojik gelişmelerden olumlu yönde en çok etkilenen bölümlerden biri kardiyolojidir. Eskiden ciddi aort darlığı olan hastada tek seçenek cerrahi idi. Göğüs açılır, kalp açılır oraya hastanın durumuna göre biyolojik ya da mekanik bir kapak takılır. Başka bir seçenek yoktu, şu an içinde bu yöntem özellikle  düşük riskli hastalar için hala geçerli, ama yüksek riskli hastalarda durum farklılaşıyor. Çünkü bu hastalar yeterince anestezi alamıyor, bazı hastalar göğsünün açılmasını istemiyor. Hastanın konforunu bozabiliyor, hasta uzun süre hastanede kalabiliyor. Bu tarz nedenlerden dolayı artık teknoloji olsun bilim dünyası olsun yeni tedavi yöntemleri bulma yolundalar.


"Bu yeni yöntem Aort kapak tedavisi bizim merkezimizde de yapılıyor."

Yeni tedavi yönteminin Diyarbakır Dicle Üniversitesi Kalp Hastanesin’de uygulandığını ve bu tür ameliyatları yaptıklarını hatırlatan Doç. Dr. Ertaş konuyla ilgili açıklamalarına şöyle devam etti. Yüksek riskli hastalarda yapılan bu uygulamada konseyin kararıyla ameliyata giremeyeceği kararı verilen hastaya bacaktan damardan giriliyor ve daralmış olan kapak önce balonla bir genişletme yapılıyor. Daha sonra bu balon geri çekiliyor Yeni kapak takılıyor. Bu yeni kapak sayesinde bütün hasar görmüş eski  kalp kapağının yerine yenisi bırakılıyor bu yeni taktığımız kapak sayesinde kalp vücuda sağlıklı bir şekilde kan göndermeye başlıyor.

Bu tedavi ilk başladığın 2002 yılında hasta masaya geldiğinde işlem yaklaşık 2 saat sürüyordu, şimdilerde ise bu süre daha da kısaldı. 2015 yılında dünyada 400 bin kalp kapağı takıldı, ülkemizde ise 10 bine yakın bir sayıdayız. Bu takılan kalp kapakları hastanın durumuna göre balonlu olabileceği gibi balonsuz da olabiliyor. Türkiye de en çok  taktığımız kalp kapağının ömrü ise, Bu yeni bir uygulama olduğu için ömür süresi henüz daha netleşmedi.  Ancak ilk uygulama yapılan hasta hala yaşıyor ve 16 yıl oldu.

Batı ülkelerinde orta riskli hastalara da uygulanan yeni yöntem bizde sağlık sigortasının karşılamaması nedeniyle sadece yüksek riskli hastalarda uygulanabiliyor. Türkiye olarak 1952 yılından beri mekanik kapak takıyoruz ve bu konuda ciddi tecrübemiz var.  Bu konuda başarı oranımız ise yüzde 90-95. Mekanik kapaklarda sıkıntı ömür boyu kan sulandırıcı ilaç kullanma zorunluluğu olması. Bu da bazı hastalarda sıkıntılara neden olabilmektedir.

Tıp dalında ve özellikle kardiyoloji alanında bilimsel ve teknolojik olarak çok ciddi gelişmelerin yaşandığını da belirten Ertaş son olarak stenter konusuna da değinerek, “stentler eskiden takılan stentler 6 ay sonra tıkanabiliyordu, Su anda o risk yüzde sıfıra indi. Ayrıca eriyebilen stent üzerindeki çalışmalarda olumlu gelişmeler yaşıyoruz. Geleceğin teknolojilerinden biri de eriyen stent olacak, kalp damarına takılan stent eridikten sonra damar kendi doğallığını koruyabilecek."


Kardiyoloji uzmanı Doç Dr. Faruk Ertaş, son olarak da izleyicilere Sigara ve 3 beyazdan yani un, tuz ve şeker’den uzak durmaları tavsiyesinde bulundu.


Programın devamında konuşan Doç. Dr. Halit Acet ise Akut Pulmoner Emboli tedavisinde son yılarda önem kazanan EKOS tedavisinden bahsetti.

Doç. Dr. Acet; "Şu anda dünyada en sık ölüm nedeni gelişmiş ülkelerde ve bizim ülkemiz gibi gelişmekte olan ülkelerde. Kardiyovasküler hastalıklardır. Bunlardan da en sık kalp damar tıkanıklığına bağlı gelişen kalb krizi ikinci sırada beyin damar tıkanıklığına bağlı gelişen felç, üçüncü sırada ise akut pulmoner emboliye bağlı gelişen ve erken tanı konulup tedaviye başlanmadığında ise ölümle sonuçlanan akciğer damar tıkanıklığıdır. Akciger damar tıkanıklığı olan hastaların %70'inde ayak toplardamarlarında da tıkanıklık mevcuttur.

Özelikle uzun süren yolculuklarda da hareketsizliğe bağlı olarak ayrıca ileri yaşlarda, kanser durumlarında, uzun süren karın ameliyatları, ortopedik diz ve kalça ameliyatları sonrası ayak toplardamarlarında kanın pıhtılaşmasına bağlı akciğer damarlarında da tıkanıklık gelişir. Bu hastalığın en önemli belirtisi ani gelişen nefes darlığıdır ayrıca nefes alıp vermekle olan batıcı göğüs ağrısı durumlarında akut pulmoner emboliyi akılda tutmak gerekir. Nadir görülmeyen ancak atlanan bir hastalıktır. Tanı atlandığında ölümle sonuçlanan bir hastalıktır.

Bu hastalığın tanısında Akciğer tomografisi ile tanı konulduktan sonra hastaya risk degerlendirmesi yapılır ölüm riski yüksek ve orta-yüksek olanlara bu akciğer damarında oluşmuş pıhtıyı eritmek için pıhtı eritici ilaç veriyoruz. Pıhtı eritici ilacı normalde damardan veriyoruz. Pıhtı eritici ilacın en önemli yan etkisi oluşmuş pıhtıyı eritirken kanamada yapabiliyor. EKOS dediğimiz bu yeni yöntemle biz ameliyata gerek kalmadan anjiyoda kasık damarından girip akciğere gidendamara taktığımız yanlardan delikleri olan boru gibi bir kateter ile akciğer damarının içine girip buradan daha düşük dozda ve daha uzun süreli pıhtı eritici ilaç ve ses dalgalarıyla ilacın pıhtıya geçirgenliği artırılarak böylece hem daha düşük dozda hemde daha uzun sürede pıhtı eritici ilaç ile oluşmuş pıhtı eritilmiş olur.

Böylece kanama gibi yan etkiler azaltılmış olur. 12 yada 24 saat sonra bu kateter kasıktan çıkarılır, yaklaşık 4-5 günde hasta taburcu edilir."

Kardiyoloji uzmanı Doç. Dr. Halit Acet son olarak pulmoner emboli nadir görülmeyen tanısı atlanan ve tanısı atlandığında sıklıkla ölümle sonuçlanan bir hastalıktır. Dolayısıyla ani gelişen nefes darlığı durumlarında akut pulmoner emboli akılda tutulmalıdır. dedi.

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Geçen Ay 105 Bin 154 Konut Satışı Yapıldı
Geçen Ay 105 Bin 154 Konut Satışı Yapıldı
Dünya’da Her 5 Saniyede 1 Çocuk Hayatını Kaybediyor
Dünya’da Her 5 Saniyede 1 Çocuk Hayatını Kaybediyor