Advert

ŞAİR HİCRAN ASLAN İLE RÖPORTAJ:

ŞAİR HİCRAN ASLAN İLE RÖPORTAJ:
ŞAİR HİCRAN ASLAN İLE RÖPORTAJ: Ekspres
Bu içerik 705 kez okundu.

ŞAİR HİCRAN ASLAN İLE RÖPORTAJ:

 

“YAŞIYOR OLMANIN ACISINI HAFİFLETMEK İÇİN YAZIYORUM.”

 

Edebiyatla kurduğu samimi ilişki ve beraberinde ilmek ilmek dokuduğu kendine has diliyle mısraları yankılanan şair Hicran Aslan ile yazın hayatı ve gelecek projeleri üzerine yaptığımız röportajın ilgiyle okuyacağı düşüncesindeyim.

Şair Aslan, sesi soluğu çıkmadan, kendi ifadesiyle: “Ezber bozan, insanı alaşağı eden, tam olarak hazırlıksız yakalayan bir şiirin peşinde..”

Şair Hicran Aslan ve şiirinin yolu açık olsun.

 

Hazırlayan: Metin Aydın - biblohayat@hotmail.com

-Şair Hicran Aslan kimdir?

İlk hatırladığım arka kapısı Dicle Nehrine açılan küçük bir ev. O kapının surların dışıyla birleşmiş yükseltilerinden korktuğum; amcamın elinde nehirden tuttuğu balıklarla gülümseyerek geldiği günler. Diyarbakır’ın Xançepek diye isimlendirilen mahallesinde, 1978’de doğmuşum. Daha sonra uzun yıllar Meryem Ana Kilisesi’nin sokağında oturduk. Geldiğimiz noktada çocukluğumun geçtiği her ev ve sokağın -kendimi tanımlayabileceğim her şeyin- yıkımlar, ölümler ve yasaklarla yok olduğu. Gençlik yıllarımızda Dicle Nehri cesetlerin bulunduğu balıksız, çamurlu ve ürkütücü bir yere dönüştü. Babamın ipekböceği yetiştirme serüveninde Hevsel Bahçelerinden kiraladığı dut ağaçlarının yapraklarını almaya gittiğimiz günler soldu gitti. Doğduğum ev, mahalle tamamen yıkılıp yeşil alanlara dönüştürüldü. Şimdi bu girişten sonra ben kimim sorusuna hayatta kalmış ve onun sürüklediği şekilde yaşamaya çalışan sessiz biriyim.

En büyük şanslarımdan biri resimle, sanatla tanışmış olmak ve bu koca yıkımlardan sağ çıkmış bedenimi ruhuma tahammüle ikna edecek bir mecraya sığınmak. Dicle üniversitesi resim bölümündeki maceram görsel sanatlar öğretmenliğiyle devam ediyor. Artuklu Üniversitesinde Kürtçe alanında tezsiz yüksek lisans yaptım. Bu konuda daha sıkı çalışmak, daha donanımlı olmak istiyorum. Beni yaşama adapte ve ikna eden en büyük ikinci şansım eşim ve çocuklarım. Mirjen Aşil, Rojen ve Mori Lena isimli üç çocuğum var. Ellerimde, hafızamda, gözlerimde biriken her şeyi ama her şeyi en ince detayına kadar şiirin efsunundan damıtıp anlatmak isteği benim için tutku düzeyinde. İçimde biriken, bağıran, ağlayan, bağışlanmayı bekleyen her şey adına her gün daha iyisini yazmak için çırpınıyorum.

 

-Şairlik serüvenin nasıl başladı?

Şiir yazmaya lise yıllarımda başladım diyebilirim. Defterler tutmaya notlar almaya başladım. Doksanlı yıllar tamamen suskunluğun, faili meçhullerin, yasakların olduğu yaşam karşısında gerçek bir şok içinde olduğum yıllar. Olan bitenin çok bilincinde değildim. Zaten içedönük olan yapımın dıştan da baskılanmasına karşı sesimi unutmamak adına başladım. Tabi şair olma bilinciyle değildi bu. Deliler gibi okuduğum yıllardır bu yıllar, üniversite bitimine öğretmenlik yıllarımın ilk yıllarına kadar hiç bitmedi, kesintiye uğramadı. Çok okuma serüvenim katlanarak görsel okumalar, müzik grubu, şehir tiyatrosunda devlet tiyatrosunda küçük eğitimler, roller, sinema tutkusu derken sanatın her alanını biraz deneyimlemek adına epey yol kat ettim. Birçok hevesim geçti ama yazı hep vardı hiç bitmedi.

Yazdığım şeyleri ilk okuyucuyla buluşturma serüvenim Yeni Perspektif internet sitesiyle başladı diyebilirim. Beni yazılarımı göndermeye teşvik eden ve yazıda yol bulmama yardımları olan çok sevdiğim dostum Metin Aktop’u bu serüvende anmamak olmaz. Ve tabi Metin aydın, Mahsum Oral ve Fersent Kanat’a gecikmiş bir teşekkür borçluyum. Düzenli yazma, yazdıklarına biçim verme, ne yazmak istediğini netleştirmek adına birçok metin, şiir, öykü ya da onların iç içe geçtiği yazılar yazdım. Yeni Perspektif yeni kapılar açtı tabi, Kulp Haber Gazetesi, Malabadi Gazetesi, Batman Postası, Diyarbakır’ın Sesi, Paldırkültür, Sınır dergisi ve daha hatırlamadığım birçok dergi ve gazeteye düzenli yazmaya başladım. Bu zamanla yazıda ve ne yapmak istediğim konusunda netleşmemde çok faydalı oldu tabi.

 

-Neden (şiir) yazma gereksinimi duyuyorsun?

Çaresizliğimden, hayat karşısındaki şaşkınlığımdan, benim ölülerim yara bandı diyorum bir şiirimde, işte o yara bandı olan tanıdığım veya tanımadığım o güzel insanlardan bağışlanma isteğimden, çocuklarıma borçlu olduğum o büyük özürden dolayı. Yaşıyor olmanın acısını hafifletmek için yaşadığım sürece yazacağımı biliyorum. Bunları okuyucuyla buluşturur muyum? Bunu istiyorum özellikle son birkaç yıldır Sincan İstasyonu, Bireylikler, Şiirden, Hiç İşte ve daha birçok dergide yer aldı şiirlerim. Öncesinde hep kendime yazdım çünkü.

 

-İkisi Türkçe biri de Kürtçe olmak üzere yayınlanmış üç kitabın var. Bu kitaplarından bahseder misin?

Evet, ilk kitabım yukarda da değindiğim Yeni Perspektif ve ardından gelen diğer gazete ve dergilerde yazdığım metinlerden oluşuyor. Bu aklımda olmayan biraz hazırlıksız yakalandığım bir süreçti. Bir dosya nasıl hazırlanır, kitap formatı sayfa yapısı vs. tüm detayları bilmediğim Ava yayınları kurucusu Roni War’ın okuduğu yazılarımı kitaplaştırma isteğiyle oluşmuş bir kitap, ilk kitabım, “Sandık Tozu”. Sonra uzun yıllar yine sadece kendime yazdığım bir dönem oldu. Ve 2016’da, ülkenin birçok yerinde bombalar patlarken ve her şey çok kötüye giderken belki çıkarsa kendimi daha iyi hissederim düşüncesiyle Sema Güler’in editörlüğünde Hel yayınlarından çıkardığım “Sesimi Yuttum Önce” şiir kitabım ve onunla aynı anda yine Hel yayınlarından Kadri Avcın’ın editörlüğünde Kürtçe şiir kitabım “Esmerê” çıktı.

 

-Peki, bir kadın ve şair kimliğinle edebiyat camiasında nasıl karşılandın?

Burada şair Salih Aydemir’den bahsetmek isterim. Beni şiir konusunda çok yüreklendirmiş, şiirlerimi okumuş ve destek olmuştur. Tabi seni anmadan olmaz; her fırsatta beni bırakmamam ve daha ileriye taşımam konusunda yüreklendiriyorsun. Ve sevgili şair dostum Deniz Dengiz, yine sürekli sayfasında paylaşarak, tanıdıklarına kitabımı göndererek çok destek olmuştur. Sevgili şair Burcu Yalkın, büyük bir sabırla kitabın neredeyse tamamını sayfasında paylaşıp şiirime dikkat çekti. Kitabımı okuduktan sonra bana sonsuz destek sunan neredeyse tanıdığı her şaire benden bahseden artık dost diye nitelendirdiğim sevgili Emel Güz var birde. Son iki yıldır yeni yazdıklarımı birçok edebiyat dergisinde paylaşma fırsatım oldu, bundan keyif alıyorum, birçok günümüz şairiyle iletişim kurma, sohbet etme olanağı sağladı bana bu. Çok ortalıkta görünmeyi sevmediğimden de olabilir, sorun yaşamadım açıkçası, tam tersine şiirimi okuyan birçok kişiden çok olumlu dönütler aldım, bu beni motive ediyor. Hiç olumsuz bir durum yaşamadım kadın şair olma noktasında, çok farklı şehirlerde yaşayan birçok şair de benimle iletişime geçerek şiirdeki kurgumu ve düzeyimi çok beğendiklerini dile getirdiler. Kitabım üzerine Abdülkadir Budak, Ahmet Günbaş yazı yazdı. İsmini yazamadığım birçok şair şiirim karşısında heyecan duyduklarını belirtti ve bu bana da çok iyi bir motivasyon oldu.

 

-Sanatsal üretimlerinde en çok neler öne çıkmakta?

Yaşadığımız ülkenin, kişisel yaşamımızın, geçmişimizin belleğimde kalmış bütün ayrıntılar, günlük yaşamım ve yaşamamışlığımızın ellerime yüklediği her şey öne çıkıyor özellikle bu duyguları sürreal göndermelerle anlatmaya çalışmak bana büyük keyif veriyor.

 

-Genel olarak şiir, özel olarak da kendi şiirin hakkında neler söylemek istersin?

Şiirin o yoğunlaşmış katmanlı halini seviyorum. Olanaklılığını, uzamını, o uzamda duyumsattıklarının çok yönlülüğünü seviyorum. Ve en efeli anlatımlarda bile lirik olan ele geçmez tavrını seviyorum. Şiirimde yakalamaya çalıştığım nokta anlattıklarım değil, onun dışında kalan her şeyi hissettirebilmek. Ve ezber bozan, insanı alaşağı eden, tam olarak hazırlıksız yakalayan bir şiirin peşindeyim.

 

-Siyasetin çok öne çıktığı bir coğrafyada sanat ve edebiyat hak ettiği ilgiyi görüyor mu?

Siyaset çok öne çıkmak zorunda bırakılıyor.. Hiç kimsenin böyle bir ortamda yaşamak istediği yok. Ortamı değiştirecek gücü de yok tabi. Her yanı siyaset kesmiş, şartlar değişmeden bu böyle sürecek... Eylem, sözden sanattan ve edebiyattan önce geliyor.. Bunun için bir özen ilgi beklemiyorum. Birileri haksızlıklara karşı çıkarken, yazmaya utanacağım hep! Bu utancı birçok kişinin yaşadığını ve bu coğrafyada ne yaşarsak yaşayalım bir yanımız eksik yaşadığımızı biliyorum. Yaşamdan çok ölümün konuşulduğu, ölümün bu kadar gerçek olduğu, can acıttığı bir yerde, edebiyat ve sanatın özen görmemesini normal karşılıyorum.

 

-Türkçe ve Kürtçe yazan biri olarak; çok dilli olma halini anlatır mısın?

Türkçe yazma anlamında dile çok hâkim hissediyorum kendimi; daha acımasız, daha rahat, daha uçuk olabiliyorum. Kürtçe açıklayamadığımız evreden (bebeklik ve çocukluk) kulağıma çalınan dolayısıyla daha gizemli, daha lirik, daha özlemli yazdığımı düşündüğüm ana dilim. ama Kürtçe yazarken gramer, yazım ve dil kuralları konusundaki donamımım yeterli değil onun için yazarken değil yazdıktan sonra onu yeniden düzenleme açısından sıkıntılar yaşıyorum. Tabi bunun zamanla daha rahatlayacağının bilinciyle. Kürtçe şiir kitabımda o anlamda yetersizlikler var. Evimizde ve günlük hayatımızda Kürtçeyi sık kullanmıyoruz benim aktif olarak Kürtçeyle ilişkim Mardin de yani Kızıltepe de başladı tabi. Sözlüklerle saatler geçirdiğim, konuşulurken tüm alıcılarımın açık olduğu, sonra okumaların eşlik ettiği bir öğrencilik sürecinden geçtim. Ve tabi ki Artuklu’daki tezsiz yüksek lisansım döneminde çok ciddi aşamalar kat ettim. Bu noktada bir sonraki Kürtçe kitabımda dil ve gramer anlamında daha eksiksiz olacağımı umuyorum. Çok dilli olma hali şiirin o duyumsadığımız alt katmanlarını zenginleştiriyor tabi.

 

-Yazmak ve o yazdıklarını okuyucuyla buluşturmanın evrelerini, kendi deneyimlerinden yola çıkarak anlatabilir misin?

Aslında okuyucuyla buluşturma odaklı yazmadım ve bu konuda yetersizliklerim çok fazla. Özellikle son iki yıldır dergilerde yazıyor olmak okuyucuyla buluşma noktasında önümü çok açtı diyebilirim.

 

-Günümüz edebiyat ortamı hakkında değerlendirmelerin nelerdir?

Dürüst olmak gerekirse çok fazla bilmiyorum ortamı ben yazıp önemsediğim şairlere ve dergilere gönderiyorum ve geri çekiliyorum. Sevgili şair Dilek Değerli’nin benimle iletişime geçerken kurduğu cümleyle yanıtlayacağım bu soruyu: “İyi şiirin peşinde olanlar gelip buluyor sizi.” Ulaşabildiğim tüm şairleri, kitapları, eleştirileri ve dergileri okumaya çalışıyorum son dönemlerde. Öyle beylik değerlendirmeleri de sevmiyorum. Çok açık yüreklilikle yazan güzel insanlar var benim bildiğim.

 

-İleriye yönelik projelerin nelerdir?

Yeni bir şiir kitabı yakınlarda çıkacak, önceliğim o. Gerçekten Picasso’nun meşhur cümlesiyle açıklarsak, arayışın kendisi olmak bu yolda küçük adımlarla da olsa bilgeleşmek isterim. Yazmaya devam…

 

-Son olarak ne söylemek istersin? Teşekkürler.

Hicran durağında sesimi yazmaya devam. Ben teşekkür ediyorum Metin Bey.

 

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Yemek Yemeye Günde Ortalama 1 Saat 58 Dakika Ayırıyoruz
Yemek Yemeye Günde Ortalama 1 Saat 58 Dakika Ayırıyoruz
Türkiye’deki Evlerde Ortalama 179 Kitap Bulunuyor
Türkiye’deki Evlerde Ortalama 179 Kitap Bulunuyor