Advert

Yazar Şahin Tatlıcıoğlu İle Röportaj

Eylül'dü Netekim...

Yazar Şahin Tatlıcıoğlu İle Röportaj
Yazar Şahin Tatlıcıoğlu İle Röportaj Ekspres
Bu içerik 929 kez okundu.
Advert

YAZAR ŞAHİN TATLICIOĞLU İLE RÖPORTAJ

 

Yazar Şahin Tatlıcıoğlu tarafından yazılmış olan bu kitap (EYLÜL’DÜ NETEKİM, “Sınırsız Yayıncılık”, 208 syf.) tarafından basıldı. Bu kitap, yazarın çocukluğu, ilk gençlik dönemi ve sonrasında yaşadıklarını anlatıyor. Bu kitap aslında sancılı bir dönemin özetidir. EYLÜL’DÜ NETEKİM’de; Şahin TATLICIOĞLU’nun dünyasında olup bitenleri anlatıyor. Samimi bir dille anlatılan bu otobiyografik kitap için Şahin TATLICIOĞLU’na teşekkür ediyorum. İyi okumalar.

 

Hazırlayan: Metin AYDIN

 

-“EYLÜL’DÜ NETEKİM” isimli kitabınızın konusu nedir?

İlk gençlik yıllarımda yaşadıklarımı yazarak aktarmaya çalıştım. Birçok insanın da, bu dönemde yaşadığım, aslında bana yaşatılanları yaşamaması ve benzer acıları yaşamasın diye kaleme aldım.

 

-Umutlu bir insansınız değil mi?

Ağlanacak halimize gülüyoruz çoğu zaman. Gülmeyip (umutlanmayıp da) ne yapabilirdik yani. Çünkü “erkekler ağlamaz” diye büyütülmüşüz ya!  Umutluyum; gülüyorum, elbet.

 

-Yeni bir kitap çalışmanız var mı?

Mümkündür yani, yazabilirim… Ancak şu aralar sahip olduğum iş, yürütmem gereken bir işletmem var. İşletme de bütün günümü alıyor. Dolayısıyla şu ara yazamıyorum; yazmaya konsantre olamıyorum. Yazmaya vakit bulamıyorum. Ama vaktim olursa, ki rahat olabilirsem, neden olmasın. Çünkü yazmak rahat olmayı gerektiriyor. Hem zaman açısından; hem de ortam açısından… Bu ortamı ve zamanı bulduğumda yazmaya başlayacağım. Tabi ki yine hayattan, hayatımızdan, yani hayatımızın bir takım kesitlerini yine yazmaya başlayacağım.

 

-Kitabınızın ismini neden “EYLÜL’DÜ NETEKİM” koydunuz?

Kenan EVREN öyle hitap ediyordu: “Netekim” diyordu. Yani netekim, sonuç olarak, sonuç itibariyle anlamındadır. Nitekim’de aynı şekilde, “fakat, netekim”  biraz eski dilden kalma… Ama EVREN’de öyle konuştuğu için alıntı yaptım. Yani, oraya bir gönderme yapıyorum. O “netekim” onun deyimiydi. Sürekli, şöyle oldu da “netekim” böyle yapılmış… “Netekim netekim, yani netekim… Netekim yönetime el koyduk!” “netekim” diyordu. O yüzden ben de netekimi kullandım kitabımda.

 

-Kendinizi özgür hissediyor musunuz?

Hayır, hiçbir zaman özgür olamadık, olamayacağız... Çünkü biz şu an daha henüz içimizdeki o büyük hapishaneden dışarı çıkamadık, Hala içerideyiz! Yani, yine etrafımızda bizi saran, sarmalayan, dört koldan zincirlerimiz var. Görünmüyorlar ama varlar! Tek özgürlüğümüz; istediğimiz yere gidip gelmek!..  Şuna benziyor; bir işçiyi düşünün; bu işçi nasıl özgür olabilir? Her zaman asgari ücret veya asgari ücretsiz, sigortalı veya sigortasız çalışmaya mahkûmdur değil mi? Eğer çalışmazsa aç kalacaktır. Onun tek özgürlüğü vardır; o da işyerini veya patronunu değiştirebilmesidir. Bu durumda işçi özgür değildir; çünkü hayatını idame ettirmek için çalışmaya mahkûmdur. Yani, o anlamda özgür değiliz. Bizde öyle; özgür değiliz! Sadece gidebiliyoruz, gelebiliyoruz; aynı gökyüzünün altındayız; fakat yaşam standardımız değişmiyor. Bu anlamda gerçekte özgür değiliz. Anlatabiliyor muyum?

 

-Evet; teşekkür ederim.

Ben teşekkür ederim.

 

 

Advert
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Oğuzhan Koç’a Movapark’ta Yoğun İlgi
Oğuzhan Koç’a Movapark’ta Yoğun İlgi
Dünyanın En İyi Şefleri İle Gastronomi Yazarları Mardin’e Geliyor
Dünyanın En İyi Şefleri İle Gastronomi Yazarları Mardin’e Geliyor