Advert
Coğrafyamdan Acı Notlar
M.Said Ekinci

Coğrafyamdan Acı Notlar

Bu içerik 335 kez okundu.
Advert

COĞRAFYAMDAN ACI NOTLAR

Coğrafyam gibi herc ü merc olmuş duygular ve miyop bakışlarla ufukları hınçla tarayınca, kurşun acısını bedenimde, çığlık sesini ise hanemde duyuyordum. İşte o zaman kendime sıktığımı anlamıştım ama ne çare. O gün bu gündür gözümden yaş, yüreğimden sızı hiç eksik olmadı.

 

Beni bu raddeye getiren otoriter erkin yönetim sorunu idi. Başımıza geçenler sözde ülkeyi idare ettiler ama bize karşı ajandası olan batılı güçlere peşkeş çektikleri gibi, devlet çarkını kendi emelleri doğrultusunda işletiyorlardı. Kültürel zenginliğimiz olan etnik ve inanç değerlerimize baskı uygulayarak fay hatlarımızı hareketlendirip ayırımcılığa sebep oluyorlardı.
Amaçları kaos yaratmak ve halkı terörize etmekti. Açık bir şekilde birilerine müdahale zeminini hazırlamak için olanca güçleriyle uğraşıyorlardı, kısmen de başarılı oldular. Bugün hala içerde ve dışarda cereyan eden olay ve eylemlerin temelinde o günün inkar ve asimilasyon politikaları yatmaktadır. Yeni nesil, yaşı itibarı ile o günün hengamesine şahit olmadı ama bizim kuşak ise olayları iliklerine kadar yaşayarak ve hafızalarında hala diri tutmaktadır. Dolayısıyla psikolojisi bozuk hasta haliyle kardeşlik yorganını çekiştirme tartışması çoktan başlamıştı. Ülke kendi iç problemleri ile boğuşsun diye yabancı servisler yine iş başında ve olabildiğince yangını körüklüyorlardı. Oluşan puslu havadan yararlanarak birileri imdat butonuna basınca olanlar oldu. Aç kurtlar gibi pusuda fırsat bekleyen modern müstemlekeci başta Siyon ve NeoCon gibi güçler sureti kaktan görünerek haremimize kadar sokuldular. Yaptıkları ilk icraat memleketi kaosa sürükleyip tarumar ederek, tartışma sebebimiz olan yorganı da yok etmek oldu. Tabii ki bizi baharı olmayan kışın kar ve boranında bırakarak. Birde üstüne üstük minnet edip, "bakın ne güzel, artık aranızda tartışma sebebi olacak bir sorun bırakmadık" diyerek aklımızla alay ediyorlardı. O zaman işgal edilerek her şeyi kaybettiğimizi anlamıştık ama iş işten çoktan geçmişti. Artık yorgansız kalmıştık. Donmamak ve hayatta kalmak için tek çare güya sorunlu olduğumuz kardeşimizle sımsıkı sarılmak kaldı. Daha ne zaman bu kaostan kurtulur ve kaçımız bahara kavuşacak henüz belli değildir!

İşte Orta Doğunun panoraması ve dramatik serencamı kısacası bundan ibaret!

 

DERSLER
Evet. Paramparça olmuş, duygu ve düşünce bütünlüğünü kaybetmiş bir toplumun kıymeti harbiyesi ne olabilir ki. Sağlıklı düşünmesi, sağlam stratejiler geliştirmesi, düştüğü girdaptan kurtulması günümüz şartlarında adeta mümkün değildir. Bu ruh hali içinde olanların çoğu düştüğü handikap, intikam duygusu ve terörize edilmiş hareketler olur. Kaldı ki bu tür duygu ve hareketler zarardan başka işe yaramadığı gibi kaosu daha da kalıcı hale getirmektedir. Belki de farkında olmadan şer değirmenine su taşımaktadırlar.

 

Miyop bakışlı olan ise uzağı göremediği için tahmin veya yönlendirme ile hareket ederler. Perspektif oluşturmadığı için büyük fotoğrafı görme şansına sahip olamaz. Tabii ki bu durum mavzere karşı taş ile mücadele etmeye benzer. Attığı taşlar etrafında olanların başını yarmaktan başka işe yaramaz. Yakını ile uğraşır, tabiri caizse gölgesi ile kavga ederek kısır döngü içinde hareket etme durumunda kalır. 

 

Devlet adlı kardeşlik yorganını çekiştirme tartışması ise, bu tarz anlaşmazlıklar aile bireyleri arasında yaşanır. Kader birliği yapmış olanlardan başka yabancı bireylerin bir yorgan altında olması muhtemel değildir. Kast ettiğimiz yorgan ise bizi sevk ve idare eden devlet çatısıdır. Kaldı ki Ülkenin kurtuluş ve istiklal mücadelesinde etnik kökeni ne olursa olsun herkesin katkısı, gözyaşı, canı ve akıttığı kan ile kazanıldı. Hiç kimse komplekse kapılarak kendisini bu ülkenin ne yabancısı, nede birinci sınıf vatandaşı görmesin. Hepimiz bu ülkenin asli unsurları ve tarak dişi gibi eşit vatandaşlarıyız. Bir kaç yıl evvel Çanakkale şehitliğini ziyaret ederken, Türkü, Kürdü, Arabı vesair etnik yapılara mensup şehitlerin aynı mevzide kucak kucağa yattığını gördüm. Bazı kanuni aksaklıklar elbette ki vardır, ama eminim ki oda kültürel gelişimimiz ile orantılıdır. Bilgi ve kültürel alt yapımızı sağlamlaştırdıkça bu tür sıkıntılar kendiliğinden ortadan kalkmış olur.

 

Yorganı alıp bizi ayazda bırakan Siyon ve NeoCon‘ların kim oldukları ise tam bir araştırma konusudur. Bunları tanımak için çok söze gerek yok. Irak, Libya, Suriye, Yemen, Somali ve Filistin gibi ülkelere bakmak yeterlidir. Hani diktatörleri devirdikten sonra güya demokrasiyi getireceklerdi? Bilakis harabe olmuş şehirler, yok edilen bir nesil, kan ve göz yaşından başka bir şey getirmediler. Eski düzenler yıkıldı ama bir türlü vadettikleri hayali yeni dünya düzeni kurulmadı.
 

Çok geç aklımız başımıza geldi. Çünkü atı alan Üsküdarı çoktan geçmişti. Ortadoğu’nun haline bakın. Türkiye gibi ülkeler hariç, İslam Coğrafyasının çoğu yabancı güçlerin işgalİ altındadır. İpini koparan her müstemlekeci devlet ve terör örgütü Ortadoğu’da toprak ve güç devşirme peşindedirler. Kaos öyle bir hal aldı ki diktatör diye devirdiğimiz kişilere rahmet okumak durumuna geldik. Şimdi anladık ki özgürlük ve demokrasi söylemleri koca bir kandırmacadan ibarettir. Demek oluyor ki boş hayaller ve yalan vaatlere kanmamak lazım. Şair ne güzel demiş. "Bir binayı yapamazsan yıkıp viran eyleme" sözünün ne anlama geldiğini acı tecrübelerle öğrenmiş bulunduk.

 

Sonunda birbirimize sarılmak var ise madem, neden daha memleket ayakta ve işgal edilmemişken birbirimize karşı hoşgörülü olamıyoruz. Şer ittifakı etrafımızı sarmış vaziyettedir. Etrafımızdaki tarumar edilmiş ülkeler bize hala bir şeyler anlatmıyor mu? Unutmayalım ki mevcut kazanımları yok etmek kolay ama yeniden ikameye kalkmak ise hayli zahmetli ve büyük bedeller ister. Hele hele günümüz şartlarında ise adeta imkansızdır. Ne olur aklımızı başımıza devşirelim yoksa yarın çok geç olabilir.
Problemlerin kangrene dönüştüğü coğrafyada, ülkemize de sirayet etmemesi dileği ile sözlerimi şu dizeler ile bitirmek istiyorum.

Libya, Irak, Şam, Yemen, bir nesil göçtü elden!

Ferman, silah dışardan. Pusu, matem can bizden!

Ortak dualarımız birliğimiz için olsun. Selam ile.

Mehmet Said EKİNCİ.

 

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Mardin’in Tek Kadın Bilardocusu Rakipsizlikten Şikayetçi
Mardin’in Tek Kadın Bilardocusu Rakipsizlikten Şikayetçi
Çocuklar Hayalindeki Bayramı Çiziyor!
Çocuklar Hayalindeki Bayramı Çiziyor!