Advert
Hastanenin İyileştiremedıği Yaralar
Diler Erbeyi

Hastanenin İyileştiremedıği Yaralar

Advert

HASTANENİN İYİLEŞTİREMEDİĞİ YARALAR

 

Bunca yıkık duvarın dibinde kime dayayalım sırtımızı. Bunca yalan söze, ağızdan çıkan hangi söze, söz diyelim. Bunca karışıklık içinde,  sevgiyi ve vicdanı nasıl ayırt edelim birbirinden.

Ne çok yorgunuz, ne çok dargın. Ne çok bezdik istemli-istemsiz tüm tekrarlardan. Hamallık yapan ellerden, yüreklerden (daha çok yara bere içerisinde yürek.) Yürüdük, koştuk, durulduk nerden başlasak nasıl devam etsek hiç bilemedik. Sabahın bir körünü akşamın bir körüne değiştirdik. Sevdik sustuk. Sevdik konuştuk.

Susmaktan yorulduk. Konuşmaktan bezdik. Kendi közlerimizin döktüğü yaşa acımadan, başka bambaşka vicdanlar yükledik omuzlarımıza. Ayaklarımıza bağladığımız sorumlulukların esiri olduk.

Sabahın sekizi bir feryatla uyandım neyse ki ciddi bir şey yoktu Anne yüreği işte. Hastaneye gittik serum ve iki ilaçla dermanı olan, durumu abartılmayacak bir hastamız vardı. Hastanenin acilinde serumun bitmesini beklerken iyileşmesi çok zor olan hatta ruhunda açılan yaraların telafisi olamayan bir hasta girdi içeri. 38-40 yaşlarında bir ablamız, bir teyzemiz. Ellerindeki serum onu sakinleştirmiyor adeta daha da bir çaresizlik yüklüyordu ruhuna! Durmadan "ölmek istiyorum. Ben neden yaşıyorum ki?" Deyip duruyordu. O an olayı anlamak umurumda bile olmadı. Gözlerim tam bedeninin üstüne oturup çömelmiş olan çaresizliğe bakıyordu. Dona kalmıştım. O çaresizliği bir an önce o kadının üzerinden kovmak için yanına yaklaşıp ellerinden tuttum. O kadar mı güzel olurdu bir insan. Çaresizliğin içerisinde bir kardelen misali güzelliğiyle bir yandan Dünyaya meydan okurken, bir yandan da o çaresizliği ile dört duvara esir kalmış ruhuna kurtarmaya çalışıyor kurtaramadığı içinde ölmeyi arzuluyordu. Dört evlat annesi tam bir hanımefendi. Evet ne yazık ki onu bu çaresizliğe iten kocasından başka kimse değildi. 17 yılın yükünü taşımış omuzlarında en sonunda bu gün dayanamamış omuzları ve ruhunun güçsüzlüğüne teslim olmuştu. Aslında ruhuna güçsüz demek büyük bir haksızlık olur. Dayanamadı demek çok daha doğru bir kelime olur. "ölmeyi arzu ediyorum, Rabbime her gün ölmek için dua ediyorum. Bu gün kabul etmezse duamı yarın kabul edecek, yarın kabul etmezse sonraki gün edecek ama elbet kabul edecek." Art arda tekrarladığı tek cümleydi. Bedeni ruhunu artık kaldıramayacak halde olsa gerek ki omuzlarının çöküşü ile kalbinin o hızlı atışları aynı anda eylemlerini gerçekleştiriyordu. Özelini elbette ki anlatamam ismini de bilmiyorum inanın ama bir kadındı. Çaresiz bir kadın, bir insan, bir Anne.... Ne yazık dimi! Ne acı. Ve o kadın için hiç bir şey yapamadım. Ne yapabilirdim ki? Kimse bir şey yapamazdı. Keşke insanların sizin köleniz esiriniz olmadığını anlasanız; keşke insanları bu kadar acıya boğmasanız, bu kadar çaresiz bırakmasanız; keşke insan olabilseniz.

15.08.2019

Diler Erbeyi

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Depresyon tedavisinde egzersiz şart!
Depresyon tedavisinde egzersiz şart!
Antibiyotik Kullanırken Bu Besinlerden Uzak Durun!
Antibiyotik Kullanırken Bu Besinlerden Uzak Durun!