Advert
Çamur Sakinlerinden Saray Sakinlerine!
M.Mahsum Oral

Çamur Sakinlerinden Saray Sakinlerine!

Bu içerik 114 kez okundu.
Advert

Çamur Sakinlerinden Saray Sakinlerine!


Kızıltepe ajansının kurulmasıyla birlikte üzerinde hassasiyetle durduğumuz iki önemli konu oldu. Bunlardan biri (dilim varmıyor şehir demeye ama) “şehrin” alt yapı sorunu ve Zergan deresi. Hatta yer yer bizi okuyan belediye yetkililerin “Derdê me nebesîmeye, yabo nizanim bê vana doza çi dikin” dediklerini hisseder gibi oluyorum.

Türkçesiyle (Derdimiz başımızdan aşkın, bu adamların bizimle davası nedir?)

Kendilerince haklı gerekçeleri var tabiî ki. DTP genel başkanı Ahmet Türk’ün vekilliğinin düşürülmesi-siyaset yapma yasağının verilmesi, aynı zamanda Belediye başkanı Sayın Ferhan Türk’e getirilen siyasi yasak, basitçe değerlendirilmeyecek kadar önemli ayrıntılar.

Kürt halkının çözümlenmesi gereken sorununa el atmış olmakta bunun cabası elbette.

“Temam me femkir…”

(Anladık!)

Peki sıralanan bunca “sorun listesinde” bir yağmurun yağması sonucu bir memleketin çamur içinde kalmasının sorun olarak değerlendirilecek hiç mi bir özelliği yok?

Etnik kimlik açısından devletin yok saydığı ve inkâr ettiği “sorunlu bir Kürt” olmak yetmiyormuş gibi, aynı zamanda ayakkabısı ve paçası çamura bulanmış bir Kürt olmak, gereğinden fazla şiddete maruz kalmak değildir de nedir?

Kısacası “DUBLE” sorunlu bir Kürt…

Ama acı olan nedir biliyor musunuz?

Hallaç Mansûr fikirlerinden dolayı İdâm edilmeden önce halk taş atmaya başladı. Atılan taşlara hiç ses çıkarmıyor, hatta tebessüm ediyordu. Bir dostu, taş yerine gül attı. O zaman Hallaç Mansûr inledi. Sebebi sorulduğunda; "Taş atanlar beni yakînen tanımayanlardır. Doğaldır ki halden anlamazlar. Halden anlayanların bir gülü bile beni incitti." cevabını verdi.

İşte acı olan da Dostun attığı gülden yaralanmak!

Ve bu şiddet-kangren yıllardır sürüyor…

Ne zaman bir yağmur yağsa ve biz dışarı çıksak, bir labirentin içinde çıkış kapısını arayan bir insan gibi, hangi sokakta daha az çamura batmanın ince hesaplamasını yapmak düşüyor payımıza.

Bir çukurun içine dolmuş olan yağmur suyu, o çukuru küçük bir göllet haline getirmiş ve oradan geçmek zorunlu, ayağınla çukurun derinliğini ölçmeye çalışıyorken, yanından hızla geçen araba o çamurlu suyu üzerine boca ederek aslında şu mesajı net bir şekilde veriyor o an.

“Korkunun ecele faydası yok! Geç kardeşim, ha yarım metre derin, ha bir metre…

Sonuçta sen bu çamura bir şekilde batacaksın!”

Bu sabah Belediye SARAYININ önünden geçerken, bir SARAY yapabilme algısına ve estetik kaygısına sahip olan bir mantığın ÇAMURU halkına reva görmesine anlam vermekte zorlandım açıkça!...

Burada belediye binasının Saray halini eleştirdiğim düşünülsün istemem, çünkü o takdir edilmesi gereken bir zevk ölçüsüdür bence.

Lakin bizim de bu çamura bir dakikalık bile sabrımız kalmamıştır…


Mahsumoral47@hotmail.com

20.12.2009


Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Geçen Yıl 3 Bin 218 Kişi Trafik Kazalarında Yaşamını Yitirdi
Geçen Yıl 3 Bin 218 Kişi Trafik Kazalarında Yaşamını Yitirdi
Bu Besinler Boğaz Ağrısına İyi Geliyor!
Bu Besinler Boğaz Ağrısına İyi Geliyor!