Advert
Mardin Öykü Günleri Panelinden izlenimler…
M.Mahsum Oral

Mardin Öykü Günleri Panelinden izlenimler…

Bu içerik 110 kez okundu.
Advert

Mardin Öykü Günleri Panelinden izlenimler…

Haber/Yorum

13.02.2010 tarihinde Kızıltepe Ana Çocuk Sağlığı Konferans Salonunda yapılan Rojên Çîrokê yê Mêrdîn / Mardin Öykü Günleri paneline katıldım.

Panelin ağırlıklı konularına baktığım zaman sevinmiştim.

Öykünün Direnişi, Edebiyatın Vicdanı ve Cesareti, Dil ve Öykü, Öyküde Mekân gibi konuların değerlendirileceği bir panelin gerçekleşeceğini düşünmüştüm.

Fakat kendisinin tabiriyle (Körler ülkesinden gözü açık bir halde gelmiş olan) yazar Şebnem İşigüzel’in panelde Uğur Kaymaz cinayetine ajite bir dille değinmesi ve siz zavallı Kürtlerin çektiği bunca acı Allahtan revamı demeye gelen serzenişleri bizleri hayli duygulandırdı.

Edebiyattan ve edebiyatçıdan söz etmeyi gereksiz bulan yazarımız, o paneldeki her bir konuğun “her şeye rağmen tesadüfen hayatta olan birer Uğur” olduklarından habersizce, ağıtını yakmaya devam etti.

Söz alan Belediye başkan vekilimiz; Hali hazır da körler ülkesinden (üstelik gözü açık) biri gelmişken, tutuklanan siyasetçilerimize değinme ihtiyacı duydu. Ve hala da devam eden bu tutuklanma sürecinin daha nereye varacağı kaygısını paylaştı.

Körler ülkesinden gözü açık halde gelmiş yazarımız “bu derdin yoktur tabiplerde bir dermanı” diyerek konuşmasına devam etti.

Körler ülkesinde Türk kardeşlerinin aslında iyi ve vicdan sahibi olduklarını, ama ne yapıyorsa şu medyanın yaptığını ve o ülkedeki kör kardeşlerimizin gözlerini açma vazifesinin de bize ait olduğunu söyleyerek konuşmasını noktaladı.

“Bize acımayın, bize ağlamayın, her körler ülkesinden gelen şaşı kardeşlerimizin bizim halimize ah u vah etmesinden sıkıldık, bize edebiyattan bahsedin” diyen bazı katılımcıların ve panelist Azad Zal’ın tepkisini alınca, “yahu size de yaranılmıyor, ağlasan bir dert, ağlamasan bir dert” daha da Kızıltepe’ye gelmem(bkz davos zirvesi) minvalinde bir beden diliyle terk etti saloncuğumuzu…

Her şeyiyle siyasete ban(dırıl)mış, en apolitik etkinlik olan “düğünlerde bile” siyasi hatta yer yer Halepçe konulu şarkılarla halay çektiğimiz bu diyarlardan bihaber olan, Semih gümüş ve Ömer Türkeş yazarlarımız, edebiyatın siyasetten azade bir dille işlenmesi gerektiğini vurguladılar.

Edebiyat merkezinin İstanbul olduğunu ve İstanbul tarafından tanınmayan “kıyı edebiyatının” genel ölçekte bir yere varamayacağını belirttiler.

Burada Yayınevi, yazar, okuyucu ve dergiciliğin çok dar çerçevede kaldığını, bununda üretimde çok fazla bir işleve sahip olmadığını da söylediler.

Dersini iyi çalışıp geldiğini söyleyen yazar Selim Temo, Kürtçede öykücülüğün kronolojik tarihini anlatıp, Kürtçenin asimilasyona ve engellere maruz kalışını Kürtçe yazmamak için bir mazeret olmadığını, edebiyatın ancak bu zor şartlarda kendisini var edeceğini söyledi.

Katılımcılardan birçoğunun “ iyi güzel de, bizim daha iki kelam ettiğimiz konuşma dilimiz bunca yasaklara tabii tutuluyorken, yazı dilinde edebiyatla uğraşmamız ne denli mümkündür, hapishanelere gönderdiğimiz Kürtçe kartlar bile bize iade ediliyorken, sizin bu öneriniz ne denli gerçekçidir, çünkü sistem Terazisinde kıymeti harbiyesi olmayan hiç bir şey edebiyat dünyasında da yerini bulamıyor” yönündeki görüşlerine sert tepki göstererek, mini bir seviye tespit sınavını orada hemencecik yaptı.

“Ben Selim Temo’yum diye ferman buyuran yazarımız, nutuk çekmek yerine Kürtçe bir şiir okuma müsameresi tertipledi. Ve “Personel harici girilmez” uyarı levhasını bizi hatırlatan yazarımız, sizi dinlemem için bir eserinizin olması gerekir, eseri olmayan giremez şeklinde sert bir tepkiyle salonu terk etti…

Arada “ama herkes yazar olmak zorunda değil, bizler sadece birer okur da olabiliriz, Kürtçe diliyle uğraşıyor olmanız bu jakoben üslubu kullanma hakkını vermemeli, hem Allah herkese TRT şeş’in mağaralarında dervişane kıyafetlerle klasik Kürt şiirleri okuma şansı vermiyor” diyen sesler kaynadı haliyle…

Hem kaynamasaydı da “sen ne bilirsin bre gafil” şeklinde karşılanacaktı…

Paydos zili çaldı nihayet!...

Beslenme çantamda “ilk devrimci eylemini babasıyla kavga ederek gerçekleştiren birkaç asabi kraker adam” vardı…

M.Mahsum Oral

14.02.2010


Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Geçen Yıl 3 Bin 218 Kişi Trafik Kazalarında Yaşamını Yitirdi
Geçen Yıl 3 Bin 218 Kişi Trafik Kazalarında Yaşamını Yitirdi
Bu Besinler Boğaz Ağrısına İyi Geliyor!
Bu Besinler Boğaz Ağrısına İyi Geliyor!