Advert
Kibarlık Zor Zanaat!
M.Mahsum Oral

Kibarlık Zor Zanaat!

Bu içerik 165 kez okundu.
Advert

KİBARLIK ZOR ZANAAT!


Kızıltepe belediye başkan vekili Şerife Alp ve meclis üyeleri, Kızıltepe’deki basın mensuplarını belediye çalışmaları hakkında bilgilendirmek maksadıyla kahvaltıya davet etti.

Belediye başkanı Ferhan Türk’ün hukuki olarak değil siyasi olarak tutuklu olması onları moral olarak olumsuz etkilemiş olsa da, projelerinden ve anlattıklarından anladığım kadarıyla bir araya gelmiş bu çalışma ekibi gerçek anlamda Kızıltepe için güzel şeyler yapmayı amaçlıyorlar.

Dilerim en kısa zamanda bütün projeler hayata geçirilir.

Hedeflerinde yol-su-kanalizasyon çalışmaları öncelikli sırada yer alıyor.

(Buna daha önce değinmiştim, günümüz dünyasına ve çağına uymak gibi bir derdi olan yönetimler, bu sorunlarını onlarca yıl evvel çözdükleri halde bizler için zaman farklı işliyor ne yazık ki)

Tabiî ki bunun tek bir sorumlusu yok, geçmişte bu tip sorunlara çare bulamamış yönetimlerin biriktirdikleri de var.

Kaçak yapılaşmanın önüne geçmek için yeni düzenlemeler yapılıyormuş.

Kültürel ve sanatsal etkinleri daha geniş bir alana yayacaklarını söylediler.

Çok amaçlı eğitim destek evinde okuyan öğrencilerin başarı oranları hayli olumlu bir seviyedeymiş.

Amatör liglerde spor faaliyetleriyle uğraşan takımlara destek vermeyi gündemlerine almışlar.

Ve Kızıltepe’ye olumlu bir katkı sunacak olan her türlü projeyi desteklemek için bütün vatandaşların fikirlerine hazır olduklarını belirttiler.

Önerisi olan beri gelsin yani…


Zergan deresinin de konuşulduğu toplantıda, Zerganı ıslah edeceklerini ama bunun için eski para birimiyle 30 trilyona ihtiyaç duyulduğuna değindiler.

Devlet su işleri yalnızca derenin civarındaki evlerin değil aynı zamanda arazilerinde kamusallaştırılmasını istemiş.

Bunun için Avrupa birliğinden destek almak adına girişimlerde bulunmuşlar.

Belediyeyi ziyaret ederek biz her türlü desteği sağlarız diyen devlet mercilerinin verdikleri sözlerde sanırım biraz havada kalmış.

Konuyla ilgili belediyenin yükünü hafifletecek net bir tavır ortaya konulamamış.


Soruların dinlenildiği toplantıda bendeniz de, Zergan deresinin akıbetiyle ilgili bir sorumdan sonra (çok affedersiniz biliyorum bok içerikli sorular soruyorum ama yapabileceğim bir şey yok açıklamasını yaparak “gündüzleri köylerden gelen vatandaşlarımızı da göz önünde bulundurduğunuz takdir de, hayli yoğunlaşan insan nüfusu, doğal ihtiyaçlarını karşılayacak kapasitesi geniş, düzgün bir umumi tuvalete sahip olmadıklarından dolayı, hiç tanımadıkları evlerin kapılarını çalıp tuvaletlerini kullanmak için izin istiyorlar, hadi erkekler bu ihtiyaç için cami tuvaletlerine gidiyorlar da, kadınlar nereye gitsin” şeklinde sorduğum soruya, bu durumdan kendilerinin de rahatsız olduğunu ve umumi bir tuvalet yapmak için projelerinin olduğunu belirttiler…

Sevindiğim bir gelişmeydi gerçekten…


Toplantıdan sonra bir iki kibar gazeteci arkadaş, yahu insan en azından lavabo der, o kavram çok şık durmadı yönünde bazı hitabet dersleri verdiler bana.


Sevgili okur, yüz binlerce insanın umumi bir tuvalet olmadan yaşadığı bu şehirde o “şık” olmayan kavramı kibarlaştırmak, inceltmek, estetize etmek, lavabolaştırmak, üstünü örtmek, onu kendi gerçeğinden kopartmak değil midir?


Bir gerçekliğimizi en üryan en yalın haliyle dillendirmek “kibarmış gibi görünmekten” daha samimidir şahsımca.

Çünkü kişinin kibarlığı yaşadığı sosyal hayatla örtüşebilen bir durumda olmalı.


Mesela;

Kürt meselesi her söz konusu olduğu zaman, geçmişte yaşanan zulmü ve mağduriyeti sembolize ettiği için verilen Diyarbakır cezaevi örneğinde “bu millete orada lavabo mu yedirildi” diyoruz…

Hayır! O duyulan rahatsızlığı ifade etmek için “rahatsız edici bir dil” kullanıyoruz değil mi?


Rahmetli Kemal Sunal’ın canlandırdığı Kibar Feyzo karakterini bilmeyen azdır…

İhtiyacını karşılamak için ibriğini eline aldığı gibi tenha bir yer arayan köy ahalisine bir umumi tuvalet yaptırmıştı. Çalışmak için gittiği büyük şehrin hayatından esinlenmişti.

Feyzo; bir köyün umumi bir tuvalete ihtiyacı olduğunu fark edebildiği ölçüde “kibarlaşıyordu”

Kibarsın ama tuvaletin, pardon lavabon nerede demezler mi insana?

Şimdi bizim ne kadar Feyzo ne kadar kibar olduğumuzu siz düşünün gayri.


Son olarak;


İnsan hem çarşıda kıvrana kıvrana tuvalet arayan insanlardan biri olup, hem de “ortam kibarı” olmayı bir arada beceremiyor…


Neylersin…



Mahsumoral47@hotmail.com

28.05.2010


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Eklem Ağrılarınızla Vedalaşın!
Eklem Ağrılarınızla Vedalaşın!
Türkiye’deki Ortalama Yaşam Süresi 78,1
Türkiye’deki Ortalama Yaşam Süresi 78,1