Advert
Harikalar Diyarı…
M.Mahsum Oral

Harikalar Diyarı…

Bu içerik 172 kez okundu.
Advert

Harikalar Diyarı…

Bizim yerel medyamız her haliyle ağabeylerine fena halde benzemeye başladı.

Öyle ki malum bir ağamızın pamuğunu daha süratli ve daha az masraflı toplaması için Amerika’dan almış olduğu bir pamuk toplama makinesini bizim medyamız “haydi kızlar okula” kampanyasına dönüştürmekten hiç mi hiç sakınca görmemektedirler.

Ve sanırım “haber değeri” denilen kavram hakkında bizim baya bir yol gitmemiz gerekiyor.

Üzerinde duracağımız asıl mesele “okula gitme yaşı gelmiş olmasına rağmen kız çocuklarının neden pamuk tarlası gibi gayet meşakkatli bir işte çalıştırılıyor olması” mı olacak, yoksa uzaydan şu bizim zavallı dünyamıza paraşütle atlayan Avusturyalı Felix Baumgartner ile aynı gezegene mensup bir köye gelen bir biçerin “okula öğrenci kazandırması” mı olacak?

Sanayi devrimini yaşamak böyle olsa gerek!

Ama hakkını vermek gerekir ki şu bizim yerel basınımız gayet kompozisyon kurallarına uygun bir şekilde hatta olayı biraz da destanlaştırarak çok iyi düğün haberleri sunuyorlar…

Neyse…

* * *

Dünyanın her yerinde “Bienal” adıyla bazı güncel sanat organizasyonları yapılmakta, birçok ülkeden katılım gösteren sanatçılar o platformda ürünlerini sergilerler… İyi veya kötü olması, sevip sevmemeniz ayrı bir konudur, esas olan bir düşüncenin kendisini ifade etmesi ve bu ifadede kullandığı araçlardır. Bildiğim kadarıyla o platformun amacı kimseye eğitim vermek, ders vermek, kültür aşılamak değildir. Ortada bir ürün olur ve senin ondan bir şey alıp almaman bir serbestliktir.

Ancak o kadar çalışma ortada dururken (diyelim ki onca çalışma sana göre beş parada etmiyorken) senin üzerinde kafa yorduğun “ tek şey” orada ikram edilen içecekler oluyorsa senin hayatla ciddi şekilde bir derdin var demektir. Medyamız keşke “sanat adı altında” diyerek (nefret söylemi) kullanarak eleştirdiği bu Mardin Bienalini gerçek anlamda bir “sanat algısıyla” eleştirmiş olsaydı. Ancak bir organizasyonu değerlendirme, eleştirme, inceleme, eleştirme seviyesi orada neyin içilip neyin içilmemesi gerekliliğinde dönüp dolaşıyor ve bir kamyon laftan sonra Mardin belediyesi “haşa” biz o günaha ortak olacak şekilde sponsor olmadık açıklamasını yapmaya mecbur kalıyorsa varın siz düşünün artık Mardin söz konusu olunca dilimizden düşürmediğimiz “hoş görü, medeniyet, beşik” gibi sözlerin pratikteki halini.

* * *

Bizim şu uyuşturucu madde bağımlısı çocuklar için kurulması amaçlanan rehabilitasyon merkezi, garip bir şekilde Kültür Sanat merkezi haline getirildi. Aslında tabelası bile hazırlanan bu rehabilitasyon fikrini “biz burada topluma zararlı olan bireyleri iyileştiriyoruz” şeklinde algıladığım için pek doğru bulmamıştım. Bu bir bakıma insanı “afişe etmek” olacaktı çünkü. Buna da kimsenin hakkı yok diye düşünüyorum. Ancak daha sağlıklı bir projeyle bu çocuklara yönelik çalışmalarında olmasını umut ediyordum. Ama kendi “ideolojik tornasından” birey biçimlendirme merkezleri sanırım bazılarına daha cazip geliyor.

Kızıltepe’deki tüm kurumların bünyesindeki bu merkezlerin böyle bir işlev gördüğünü düşünmekteyim. Yani herkes kendi “ideolojisine” yoğunlaşacak yapılar inşa ediyor.

* * *

Bizim memleketin tozlu dumanlı hali (çok fazla alışkın olduğumuz için) şu sıralar pek kimselerin dikkatini çekmiyor olsa da, şu yapboz tahtasına dönüştürülmüş yollarımızın tozu dumanı gittikçe çoğalmaya başladı. Özellikle İpekyolu üzerindeki çalışmanın sakat bir şekilde yapıldığına dikkat çekmek gerekiyor.

* * *

Son olarak şu hububat ticaret merkezindeki elektrik sorununun Türkiye bürokrasisinde nasıl bir kara mizaha yol açtığına da değinmek gerekir. Çalışmaları hızlı bir şekilde yapılan, anladığım kadarıyla işinin ehli olan bir ekibin tezgâhından geçen ve işlevi açısından bölgede bir ilk olma özelliğine sahip Hububat Ticaret Merkezi son noktada elektrik sorununa takılı kalmış.

Alıcı satıcıdan elektrik talep ediyor, satıcı alıcıya oradaki elektrik tesisatı için gerekli tüm malzemeleri temin etmesini, satacağı elektriğin düğmesine de bir kurdele bağlamasını ve açılış için kendisini davet etmesini belirtiyor.

Yani ticari anlayışımız da garipleşiyor. Size ekmek lazımsa gidin fırın inşaatına başlayın, odun bulun, un alın, maya ve tuz alın, fırın için çırak ve kalfa bulun ki adam size ekmek satsın. Ortadoğunun en büyük ticaret merkezi iddiasıyla yola çıkıp, Mahmut Tuncer düzeyinde elektrik sorununa çözüm bulan garip bir milletiz vesselam…

Tedaş, Hububat Ticaret Merkezine şuyun var mı, buyun var mı ( yoksa da git al bul) e ne duruyorsun helva yapsana, pardon elektriğini açsana diyor sözün özü…

O şarkıyı duymuşsunuzdur…

Sağlıcakla kalın…

Mahsumoral47@hotmail.com

16.10.2012


Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Geçen Yıl 3 Bin 218 Kişi Trafik Kazalarında Yaşamını Yitirdi
Geçen Yıl 3 Bin 218 Kişi Trafik Kazalarında Yaşamını Yitirdi
Bu Besinler Boğaz Ağrısına İyi Geliyor!
Bu Besinler Boğaz Ağrısına İyi Geliyor!