Advert
İlahi ben!..
Mehtap Tumrik

İlahi ben!..

Advert

MEHTABİYAT

 

İLAHİ BEN…

 

Asalet doğuştandır, derler.

“Parası neyse verip, alalım!” tarzında sahip olunmuyor yani…

Ve bu bünye, para ödemeden sahip olanlardan(ayıptır söylemesi)

Doğar doğmaz ebe hatuna “Emeğiniz ve katkınız için teşekkür ediyor, merakla bekleyen komşulardan bir alkış rica ediyorum” tadında mızıklanıp, akabinde nihavend makamında ağladığım, mitler arasındadır…

Standard, 1900’lü yılların sonunda doğan “eblek çocuk” şablonundan uzak;

Babası işçi değil de;

Lordlar Kamarası’nda “hiç değilse kamarot olan” kız edalarında oluşum, elbette ki benim suçum değilmiş…(Reenkarnasyona bu anlamda inancım ve saygım büyüktür halen.)

Çamurla icatlar yapan çocuklara tepeden bakmam da benim suçum değilmiş zira birinci katın demirli penceresinden izlermişim, üzerimdeki gipürlü ve sayılı bir iki elbisemle her sabah…

İki yaşındaki gıda zehirlenmesinde yıkanan midemden sonra kendime geldiğimde, gözlerimi aralayıp doktora söylediğim ilk şey bu kez teşekkür değil: “Lütfen elbisemi ıslatmayın, annem kızar” olmuş… (Anne, gün gelir yazarım demiştim, üzgünüm J )

Karyolamın yanındaki duvarda asılı ve hep açık olan radyodan müzikle beslenişim, sadece birkaç ay emebildiğim ana sütü yerine doyurmuş beni…

Ve siyah-beyaz TV’den öğretiler: Piyano, buz pateni, bale ve etkili konuşma…

“Hani ekmek bulamaz yemeğe…” deyimi vardır ya, hah işte onun sağlam bir örneği olan bu bünye, sen kalk o zamanlarda “piyano iste”

İlahi ben!..

Hep kısacık olan saçlarıma bulduğum “pijamayı kafaya geçirip, iki bacağını yanlara atarak saç yapma” fikrini, günümüzde de görmek, evrensel ve ileri görüşlü bir hatun olacağımın bir sinyali imiş ta o zamandan…

Ara kablolardan yaptığım kablolu, fırçadan yaptığım telsiz mikrofon da bugünlere hazırlıkmış…

Ve elime geçen her satırı okuma, yetmeyip, yaz tatilinde bir üst sınıfın kitaplarına çalışma, mahalle arkadaşlarımla evcilik yerine “senaryo yazma” ,Mehtabiyat defterimde şiirler, öyküler özlü sözler üretme, resimler çizme eylemlerim de bugünlere hazırlıkmış…

İlkokuldan başlayıp, liseye dek hız kesmeden devam eden ve fiili olarak da halen keyif aldığım futbol ve erkeklerle bilek güreşi; bu naif bünyenin yine başka bir reenkarnasyondan etkilendiğine delalet. Ve ne yazık ki sadece bu konu başlıklarında kariyer yapamadım J

İlahi ben!..

Araları onar onar atlayıp, gelelim günümüze:

Aslında genel olarak çok uyumlu, ılımlı, sabırlı, güler yüzlü, pamuk şekeri gibi, munis, yanağından makas alınası halis bir hatunum ( Diğer muhteşem yönlerimi ‘tevazu göstermeyi seven ’ yönümle pas geçiyorum )

Elbette benim de “minik” birkaç kötü yönüm yok değil…

Muayyen günleri öncesi, içinde ve sonrası biraz ‘tatlı’ agresif olmuyor değilim… Sadece yirmi bir güncük, hepsi bu.

Ha bir de; açlığa evet ama uykusuzluğa ASLA tahammül edememe gibi zaafım var…

“Zeki insanlar az uyur” derler ama öyle olsa Allah “zeki olalım” diye geceyi üç saat yapmaz mıydı? ( Al işte, uykuyu sevenler de zeki olup, bunu destekler teoriler de sunabiliyor. Bu da mı gol değil?..)

Bir de ara sıra göbek yapıyorum. Allah’tan içime çekebileceğim bir bölümde pehdah oluyor bölgesel sorunum. “Ya içime çekemeyeceğim bir yerde olsaydı, ne yapardım?” diye şükürle harmanlanmış bir iç çekiyorum ve dümdüz çakma bir göbişle mutlu oluyorum…

İlahi ben!..

Yeri gelmişken; bir haftada uzayıp, “dip boyası” alarmı veren saçlarıma da söyleyecek bir iki sözüm yok değil elbet!..

Yıllardır başımın üzerinde taşıyorum diye havalanıp, sadece fönle hizaya gelen ve sadece bir grup “kıl yumağı” olduğunu unutan bu güruh, acil dışarı çıkmam gereken durumlarda da canımı sıkmıyor değil…

İçlerinde pırıl pırıl parlayan ojeli kardeşlerine inat, dere kenarından yeni gelmiş gibi pejmürde bir - iki tırnağa da bir çift lafım var!

Sizin derdiniz ne?...

Manikürünüz önünüzde, cilanız arkanızda!.. Arkadaşlarınız sabırla ve metanetle asetonla sonlarını beklerken, bu telaş niye?.. Elin tırnakları gibi kirli mi bıraktım, bakımsız, kremsiz, rengarenk ojesiz mi bıraktım? Nedir bu kendini iki günde salmalar?!

Neyse, bu konuyu etraflıca teke tek görüşeceğim her birinizle…

….

İlahi ben!..

Bazen ben de böyle “salon kadını” kimliğimden kayıp;

Oturma odası, oradan da mutfak ve mahalle kadınlığına doğru yatay ve düşey geçişler yapabiliyorum…

Elimdeki kalem bir anda kepçeye, oklavaya dönüşmüş olabiliyor.

Allah’tan derhal direksiyonu tır şoförü kıvamında ustalıkla kırıp, özüme dönebiliyorum…

İlahi ben!..

Efendim kendimden çok bahsettim,

 

Bu arada sizler nasılsınız?..

 

 

DİĞER YAZILAR
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Depresyon tedavisinde egzersiz şart!
Depresyon tedavisinde egzersiz şart!
Antibiyotik Kullanırken Bu Besinlerden Uzak Durun!
Antibiyotik Kullanırken Bu Besinlerden Uzak Durun!