Advert
Dikkat Kadın Çıkabilir!
Mehtap Tumrik

Dikkat Kadın Çıkabilir!

Bu içerik 281 kez okundu.
Advert

MEHTABİYAT

 

DİKKAT KADIN ÇIKABİLİR!

Kadın…

Bu adı söyleyince bir durup soluklanmak lazım ya; imdadıma hemen üç nokta yetişiyor.

Evet, elbette ki birinci vazifem;

Hemcinslerimi her satıhta ve koşulda ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

Ve fakat “hem-cins-liklerimizi” yeri geldikçe itiraf etmek de boynumun borcu.

İşte bu yüzdendir ki; sadece hanımların bildiği ve yaşadığı birkaç konuya, yine halk kahramanınız olarak el atacağım…

İlk olarak şunu itiraf etmekle başlayalım;

Hanımların hamurunda bol kepçe KISKANÇLIK var…

Geçelim şu:

“Kimin neyini kıskanacağım şekerim. Boy desen, bende. Endam desen bende. Eğitim desen bende” hikâyesini bir kere.

Bu durumda hatuna sormazlar mı :

“Madem öyle; ne diye evde kaldın?“

Aslında yanıt, hazırdır:

“E biraz da şans olacak insanda! Asuman’a baksana; bacağım kadar boy, o ablak suratla gitti doktor koca buldu. Bize de ancak kafedeki tıfıl çocuklar yazsın dursun. Adalet mi?”

Ana fikir:

“Düpedüz kıskançlık!”

Yolda yürürken, karşıdan Brad Pitt de gelse, hatunlar direkt yanındaki kadına kilitler bakışlarını.

Ve anında, ölümcül klinik kritikler dökülür ana ekrana:

“ SORU: Bu kız bu çocuğu nasıl kafalamış?

ANALİZ: Hımm…Saçları benimkinden uzun, boyumuz aynı gibi. Gözleri renkli mi, lens miydi? Iyy! Çantası da ta geçen sezondan kalma. Hiç o mavi kalem gitmiş mi pembe rujla? Dur bakim; ayol dip boyası artık yardım çağrısı yapıyor, bir de hatunun havasına bak!”

SONUÇ: Kessinliklee çocuğa büyü yapmış ya da oğlan fakir ve kızın parasını yiyor!”

Tüm bu “minik” kritikler sadece bir-iki saniyede yapılır ve yetmemiş gibi, bir de dönüp arkasından bakılır ve diğer küçük kritik detaylar da eklenir ilk verilerin üstüne…

Ve derin bir iç çekilerek, “Neyim eksik?!” muhasebesi yapılır kafa göğe kaldırılıp…

Uzun siyah saçlı, uzun siyah saçlıya,

Kızıl saçlı, kızıla

Sarı saçlı da kendi rengindekine fokuslanır derhal.

Bazen de görür görmez dibi düşülen saçın sahibesine, en şirin maskeyle yaklaşılıp hayatın şifresi değerindeki kuaförünün adresi sorulur.

Muhatap hatun o gün muayyen gününde değilse, hafif bir ukala gülüşle tarife başlar:

“Hani yedi katlı bir güzellik merkezi var ya, oranın üçüncü katındaki salonda Bülent’e yaptırdım. Ondan başkasına elletmem saçlarımı. Yıllardır ona gittiğim için, ben cappuccinomu yudumlarken, o halleder her şeyi. Ama şey, bir hafta önceden randevu almak lazım bir de yüz yirmiye kesiyorlar. Yani sıradan salonlardan biraz pahalı gelebilir size”

Son cümlenin sonundaki sola kayık küçümser gülüş, diğer hatunun tırnaklarını otomatik olarak çıkartıp, kafasındaki saçların da elektriklenmesine yol açsa da; hiç istif bozulmadan karşı hamle yapılır:

“ Yoo… Ben de o civarda kestiriyorum da, ne bileyim değiştirmek istiyorum sadece. Eltim de Almanya’da kestirmişti bu tarzda. Görünce sorayım dedim ama tabi orda buranın iki katı ödüyorlar. Amann sorun değil şekerim. Bir pabuç parası nihayetinde, lafı bile olmaz!” der geçer…

Tabi akabindeki iç sesle yorumu hazindir:

“Anaaam! Bizim adam duysa bir kesime bu kadar verdiğimi, Vallahi boşar atar beni! Kuaför Gülsüm’ün suyu mu çıktı? Kadın bu parayla saçımı on ay keser!”

Aynı mağazada alış veriş yapan ve aynı ürünü denemeye çalışan iki hatunun durumu da ironiktir:

Zayıf olan pat diye bulur bedenini ve giyer. Kabinden çıkıp bir de dışarıdaki boy aynasında bir endam eder. Bu bir bakıma diğer tombişe :

“Ben giydim, cuk diye de oturdu üstüme. Hadi sıkıysa, sen de giyin de çık kabinden” babında bir naziredir aslında.

Diğeri de elinde sıkı sıkıya tuttuğu en az iki beden küçük, aynı model elbiseyle girer kabine hemen. Ve uzun bir sessizliğin ardından, görevli kızcağıza sitemli bir haykırışla, kabin kapısından bağırır:

“Al bunu! Rengi hoşuma gitmedi!”

Kız da: “ Hıhı. Tabi… Kilon elbisenin rengine sığmadı değil mi?!” der. Ama “içinden”

Dekoltelere de erkeklerin aksine kadınlar daha çok bakar ama amaç farklıdır:

Özellikle sahilde güneşlenen hemcinsler hemen radarları açar ve çatlak, selülit, deforme envanteri ve mizanı çıkarır bir çırpıda…

Deformasyonuyla rahatlığı ters açı halindeki hatuna çekirdek çitlenirken aynı yorum yapılır:

”Şundaki rahatlık bende yok Vallahi. Bir de bikini giymiş hasba. Görüntü kirliliği resmen. “

Eleştirinin hedefi olmak için ille de sorunlu bölgelerinizin olması şart değil. Zira bizim yorum skalamız limitsizdir.

Hatun Rus mu? Hemen

“ Şanslı genliler! ”

Hatun zayıf mı?

“ Iyy!..Bu çırpı bedenle dalga vursa sahile uçacak ”

Hatun taş gibi, kusursuz ve üstelik Türk mü?

Kafa hemen yandaki eşe, sevgiliye döner ve ezkaza o da o yöne bakıyorsa; verip veriştirilir…

Yıllar sonra birbirini bulan arkadaşlar arasında bile gizli bir rekabet ve kıyaslanma vardır.

“Aa. Selma’ya bakın hele. Kız okulun en güzeliydi. Bir doğumla ne hale gelmiş? Zeliş’in de saçlar açılmış önden. Kazların ayaklarının takıldığı mekân olmuş Dileğin göz çevresi ayol…”

Alışverişte erkeği bunaltan kadından daha tehlikeli olanı “Trafikteki kadındır”

Eğriye eğri, doğruya doğru hanımlar:

Kötüyüz trafikte!

Tamam, tek bir aynanın önünde bile saatlerce süslenen, üzerine bir saat daha isteyen bizler, araçlardaki üç aynayı görünce, amacının dışında kullanma zaafına kapılıyoruz. Alelacele çıkılan yolda, bir elle ruj sürüp, öte yandan, trafik seyrini takip etmenin zorluğunu erkekler asla bilemeyecek evet ama yapmayın anacığım!..

Sonra otuz km. hızla gittiğiniz ‘sol şerit’ tıkanıyor ve al sana; felç trafik!

Sırf bu yüzden yeni bir trafik tabelası daha icat olursa, şaşmayalım

DİKKAT KADIN ÇIKABİLİR!..

Toplu taşıma araçlarında çaktırmadan bakın;

İki kadın yan yana oturunca yan gözle birbirleri süzülür. Ani frenle ön tarafın koltuğuna uzanan yandakinin elleri, tırnakları, takıları radar bakışlarla taranır. Yanına ürkekçe ‘mecburen’ uzatılan diğer elin sahibesi, kendi elini sanki daha önce hiç görmemiş gibi yandakiyle mukayese ederek bir daha inceler. Ve yandakinin eli kendi elini dövecek güzellikte ise; derhal el geriye çekilir.

Pabuçlarda da aynı durum vardır. Benzer türde giyinilmişse; karşı tarafın ayağını inceleyen bakışlar, aşağıya inip, bir de kendi malzemelerine bakar, hatta yandan, öteden, beriden (karşı taraftan nasıl görünüyor muhasebesi yapılarak ) bir güzel incelenir…

Bir de benim gibi;

“İçindeki kız çocuğunun tarzında giyinme” merakında olanlar vardır aramızda.

Benim durumum biraz da kızımın giyinmediklerini ziyan etmeme çabası aslında (Kılıf mı yok bana)

Keten spor pabuçlar, yırtık kotlar, üzeri cicili, bicili “love” lı, “kiss” li t-shirtler. Mini, renkli elbiseler, janjanlı babetler, kısa saça şimşir tokalar. İncik, boncuklar…

Hâsılı; Evcilik oynayan haylaz kız modları…

Bu durumu beş yıl daha bu enerjiyle götürebilirim.

Ama şöyle bir etrafa bakıp; benden de cesur ‘çıtır’ hanımların aynı yolda istikrarla yürüdüğünü görüp, vadeyi biraz daha uzatma hayallerine girmiyor da değilim…

Çarşıda, pazarda, alışverişte, trafikte, ötede, beri de gördüğünüz her hanım ayrı bir dünya iken; ikili, üçlü setlerde de apayrı bir ruh haline bürünen, mitoz canlılar oluveriyoruz…

İçimizde aklı başında, dört dörtlük olanlar da yok mu?

Elbette var!

Onların bir kısmı tarlada,

Bir kısmı toprağın altında,

Bir kısmı bakım evlerinde,

Bir kısmı namusuyla, onuruyla hayata tutunma çabasında,

Bir kısmı da her gün gözünüzün önünden geçerken, başınızı çevirip görmezden geldiğiniz yerde ve değerde…

Onların âhını almayın sakın ha!..


(MEHTAP TUMRİK-ANTALYA/19.09.2014)


DİĞER YAZILAR
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Mardin’de ilk kez kebap yeme yarışması düzenlenecek.
Mardin’de ilk kez kebap yeme yarışması düzenlenecek.
Kızıltepe Kaymakamlığına Hüseyin Çam Atandı.
Kızıltepe Kaymakamlığına Hüseyin Çam Atandı.