Advert
NURAN ÖLDÜ!..
Mehtap Tumrik

NURAN ÖLDÜ!..

Advert

MEHTABİYAT

NURAN ÖLDÜ!..

(Anne olma hayaliyle yanıp tutuşurken, yavrusuna sarılamadan ‘doktor ihmalinden’(!) ölen bir annenin anısına…)

 

 

Nuran öldü!

Hem de o çok istediği aylar, yıllar öncesinden tek tek hazırlık yapıp beklediği bebeğine sarılamadan öldü!..

 

Hayat doluydu Nuran…

Uzun, gür saçları, yuvarlak hatları, şen kahkahaları vardı. Hep gülerdi, açık seçik espriler yapardı… Evet, tıpkı Fahriye Abla gibi… Eşi Süleyman ve kayınbiraderi Ramazan’la bir gecekonduda otururdu. Gecekondu dediysem, öyle derme çatma bir ev değil hani. Müstakil, şirin ve sarı kırmızı renkte bir ev. Ramazan cimbomluydu ve ev de onundu. Pek anlaşamazdı Nuran’ la Ramazan ama taksicilik yapan eşi Süleyman’ın başka eve çıkacak gücü yoktu…

 

Hayat doluydu Nuran...

İlk kez onunla gitmiştik yat limanına, Kaleiçi’ne. Bazen oturur hayaller kurardık ; “Şöyle bir yurtdışına gidebilsek, zengin olsak” türünden…

 

Ama en büyük hayaliydi “anne” olmak… İlk bebeğini düşürmüştü, ikincisine de cesaret edemiyordu… Bir bebek gördüğünde sarılıp, öper koklardı özlemle yine de…

Ve bir gün Ramazan kapı önüne koyuverdi Nuran’ la Süleyman ’ı…

 

Nuran çaresiz, bir o kadar da gururluydu!..

Aldı Süleyman’ı ve tek elektronik eşyası kasetçaları, bir iki ıvır zıvır eşyasını ve uzaklarda bir eve taşındı. Evinde bir kanepe, çalışmayan bir TV, kasetçaları birkaç kap kacak ve bir de o kocaman sıcak GÜLÜMSEMESİ vardı Nuran’ın.

Ballar börekler sunamazdı belki evine gittiğimizde ama yaptığı bulgur pilavını bile sevgiyle sunardı.

 

Bir gün müjdeli haberi verdi; hamileydi!..

Boğazından kesip, bebeğini giysiler hazırlıyordu Nuran. Döküyordu önümüze ve konuşuyordu o minik giysilerle…

Beklenen gün gelmişti ve sezaryenle doğum yapmıştı Nuran… Ama… Ama canavar doktoru lavman yapmadan sezaryen yapmıştı Nuran’a ve bağırsağını parçalamıştı!..

Biranda tüm vücudunu iltihap sarmıştı!..

….

Ben gidemedim… Yalan geldi onun şen kahkahalarından uzak, öylece o hasta yatağında can çekişmesi!..

 

Annem gitti, başında sabahladı günlerce. Ve gördüklerini gözyaşlarıyla anlattı bir bir:

Banyo yapamıyormuş. O güzelim gür saçları kirlenmiş, birbirine girmiş… Sonunda annem ikna etmiş ve hasta yatağında saçlarını kesmiş ağlayarak, sonrada her zaman bakımlı olan tırnaklarını…

 

Burnuna takılı hortumdan iltihap akıyormuş… Arada bir tıkanıyor, şırıngayla çekmek gerekiyormuş… Annem bunu yapıyormuş gizli gizli ağlayıp dua ederken.

Her şeyden habersiz, masum ve bir o kadar da bahtsız bebeğini kucağına almak istemiyormuş Nuran.

Alışmasın istiyormuş bebesi onun kokusuna, o da bebesinin…

 

Sanki biliyordu, bir daha kalkamayacaktı o uğursuz yataktan!..

 

Odasının penceresini hep açık istiyor, oradan göğü izliyormuş uzun uzun…

Beyaz örtü görmek istemiyor, üşümesin diye üzerine örtülen beyaz pikeleri fırlatıp “kaldırın şunları!” diye bağırıyormuş tüm gücüyle…

 

Her şeyi göze alıp bir kez gidebildim ziyaretine ve dünyam yıkıldı!..

Allah’ım ne olmuştu o dünyalar güzeli, şen kahkahalı kadına?..

Hayır!.. Bu Nuran değildi!..

Zorla tebessüm ettim bir taraftan gözümden sel olup akan gözyaşlarına inat!..

“Süleyman TV almış, doğru mu?” dedi.

“Evet!..”dedim.

“Görme” dedim, “Evin çok güzel oldu! Süleyman neler aldı sana ve bebeğine… Hadi artık, naz etme de çabuk iyileş, kalk da gidelim! Bak, hayallerimiz bizi bekliyor!..” dedim, boğazımdaki sıra sıra düğümlerle…

 

 

Gittim…

Ertesi gün duydum;

Nuran ÖLMÜŞTÜ!..

Sarıp koklayamadığı bebesini, kocasını, bizi, hayallerimizi yetim koyup gitmişti Nuran!..

….

(Rahat uyu…)

 

(Eli öpülesi her annenin günü kutlu, yüreği yavrularıyla mutlu olsun…)

ŞiiriMM

Hayat bu belli olmaz,

Sanma goncalar solmaz,

Dilerim Tanrımdan;

Sevdiklerimi benden almaz…

09.05.2012



DİĞER YAZILAR
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Depresyon tedavisinde egzersiz şart!
Depresyon tedavisinde egzersiz şart!
Antibiyotik Kullanırken Bu Besinlerden Uzak Durun!
Antibiyotik Kullanırken Bu Besinlerden Uzak Durun!