Advert
Advert
YA…?!
Mehtap Tumrik

YA…?!

Bu içerik 336 kez okundu.
Advert

MEHTABİYAT

YA…?!

Olmuyordu… Bir türlü yoğunlaşamıyordum elimdeki kitaba. Beynim az önceki şoku, çeşitli şekillerde kurgulayıp, servis ediyordu ağzımdan fırlayacak gibi olan yüreğime. Ve ritmini bozup, nefesimi kesiyordu…

“Ne cesaret!.. Ne cüret!.. Sabah sabah hem de!?”

Oteldeki resim standımızda, Fransız müziğinin romantik büyüsünde okuduğum kitaptan gözümü, telefonuma gelen mesaja çevirdim.

“Anne!..Kapı kırılırcasına çalınıyor?” diyordu kızım.

Sakin bir şekilde : “ Dayın Yakup’u yollamıştır sana yemek vermek için” dedim.

Evimizin alt katındaki sanat galerisindeki kardeşime de haber verip, tahminimi teyit ettim ve “Biz değiliz…” yanıtını aldım. İşte o an küçük çaplı bir panik yaşadım. Kardeşim de hemen yukarı fırlayıp, olup biteni anlamaya çıkmıştı.

Kızım, bu arada kapıdakilerin işi ilerletip, demirlerle ve anahtarlarla zorladığını yazdı.

Aşırı sinirlenince hep olduğu gibi; elimdeki telefon kilitlendi!.. Kızımı arayamıyorum!..

Ben telefonla cebelleşirken; kardeşim kapımızdaki üç çingene kadını iş üstünde görüp, kavgaya tutuşmuştu bile…

Profesyonellikleri gereği(!) içlerinden birinin hamile(?)olduğunu ve yardım için kapıyı çaldıklarını pişkince söyleyip, uzaklaşmışlar… Kardeşimin tehdit ve ikazlarına yine kendilerince (!) yanıtlar verip, başka kapıları ÇALMAYA yönelmişler…

Apartman girişindeki kamera kayıtlarına rağmen, şikâyetçi olsak da elimiz boş döneceğimizden(!) bu seferlik ucuz yırttık diye sevindik “ne acıdır ki”

Elimdeki kitapla, olanları gözümde hayal ederken, halen nefes alamıyordum…

“Ya… ya…?!” larla başlayan karabasanlar, film şeridi oldu gözümde!..

“Ya kızım kapıyı açsaydı?”

“Ya kulağında kulaklıkla müzik dinlerken uyuyor olsaydı ve onları odasında bir anda görseydi?”

“Ya kardeşim iş üzerinde gördüğünde, ellerindeki metallerle saldırsalardı?!”

“Ya…!”

“Ya…?”

Nicedir; kan, gözyaşı ölüm, savaş çemberinde yıpranmış ve yorulmuş yüreğim, bu kâbusla bir kez daha sarsıldı…

Suriyeli, Mısırlı çocuklara ağladık kızımla… Sonra, Soma! Derken, çocukluğumdan beri kanı dinmeyen Filistin!..

Sabahları pozitif uyanamıyorum nicedir. Şükredemiyorum bu sabah da uyandığıma, güneşe, havaya sevinemiyorum…

Rüyalarımda bile sevdiklerimi kaybetmiş görünce yaşadığım travmayı düşünüyorum ve başımı çevirip, her gün sevdikleri gözlerinin önünde hunharca katledilen masumları görüp, insanlığımdan utanıyorum bu acı gerçekle!..

Çocuğumun tırnağına zarar gelse; dünyayı yakardım!..

Peki ya o analar?!..

Katillerini bile bile, göre göre kollarında canlarının cansız bedenleri, kaç bin kez ölüyorlar?!..

Üzgünüm ama

En büyük inanç, tevekkül ve sabır bile kifayetsiz kalır; yitip giden masum canların ardından gözyaşı dökenlerin yüreğinde…

(Ya da ben o kadar dirayetli değilim!..)

Allah’ım; ne olur ne benim ne de hiçbir annenin yüreğini yakma evlat acısıyla!

Ya;

Yak, yakanları

Ya;

Yak, tepkisiz kalanları!..

22.07.2014

DİĞER YAZILAR
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Oğuzhan Koç’a Movapark’ta Yoğun İlgi
Oğuzhan Koç’a Movapark’ta Yoğun İlgi
Dünyanın En İyi Şefleri İle Gastronomi Yazarları Mardin’e Geliyor
Dünyanın En İyi Şefleri İle Gastronomi Yazarları Mardin’e Geliyor