Advert
Darbe ve Can Ciğer Olmak-2
Refik Akay

Darbe ve Can Ciğer Olmak-2

Bu içerik 441 kez okundu.
Reklam

DARBE VE CAN ÇİĞER OLMAK-2

 

Bir önceki yazımızın sonunda “Erdoğan ve Ulusalcılar 15 Temmuz’da silahların çekilmesini sağladılar.”Diye yazmıştım. Silahların çekilmesine rağmen halen iktidarda kaldığını gören Erdoğan, Üst akıldan söz etmeye başladı. Ve bu 15 Temmuz darbesinin perde arkasında üst akıl vardır demesine rağmen, üst aklın momenti durumunda olan ABD’yi bir türlü işaret edemiyordu. Neden mi diye soracak olursanız; Güçlü ABD profilinden herkes gibi Erdoğan’ında bir beklentisi olabilir düşüncesiyle, bu üst aklın merkezinde ABD’nin olduğunu hiç kimse açık açık söyleyemiyor. Onun için bu darbeye Fethullan Gülen darbesi demeye başladılar. Ancak bu darbenin bileşenleri bana göre hem üst ( ABD ) akıl, hem de Fethullah Gülen’in ülke içindeki fiziki gücü desek yanlış olmayacaktır. Öyleki bu iki güç iç içe geçmiş ve birbirlerinin tamamlayıcı dişlisi olmuşlardır. Lakin 15 Temmuz darbesine oyun mu dersiniz, çakmamı dersininiz, ne derseniz deyin, bu gelişmenin asıl kazançlı çıkanı ulusalcıların derin yapısından başkası olmadı. Ve bu derin yapının bir taşla iki kuş vurmaya çalıştığını düşünüyorum.

 

Türkiye’nin derin yapısı; ordudaki Fethullahçı çizgiyi oyuna getirerek darbe planlarının fark edilmemiş gibi ilerlemesini sağladılar. Oysaki artçı düzeyinde kalacağını düşündükleri 15 Temmuz darbesini önceden görmüş olmaları nedeniyle, ulusalcılar asıl darbenin ne demek olduğunu topluma göstermek için, kendi darbe planlarını hep hazır tuttular. Ve 15 Temmuz darbesinin ketum kalacağını önceden bilen ve planlayan Ulusalcılar, Fethullah Gülen’in askerlerini sokağa sürdüler.

 

Akşamın erken saatlerinde daha insanlar uykuya dalmadan, sözünü ettiğimiz derin yapı, toplumu da yanında görmek adına, çeşitli TV kanallarını kullanarak, Erdoğan’ın sokağa dökülme çağrısını ulaştırdılar. Dehası ordu içindeki ulusalcı generallerin öne çıkmalarını sağlayarak bu işin bel kemiğini oluşturan birinci ordunun görev üstlenerek; Erdoğan’ı İstanbul’a getirmekle her şeyin tersine dönmesini sağlamış oldu. Dolayısıyla başta Fethullah Gülen’ciler olmak üzere, kendilerinden olmayan herkesi düşman ilan ederek, KHK’le ordu ve devletin diğer kurum ve kuruluşlarında çalışan herkesi işten atıp, demokratik hak ve özgürlükleri kısarak, darbenin birinci ayağını gerçekleştirmiş oluyorlardı. Tabii ki bu ulusalcıların lehine dönüşen bu darbenin ikinci ayağı ise Erdoğan’a yönelik gelişeceğini düşünüyorum. Çünkü her şeyin kullanma talimatı ve bir süresi vardır. Bu sürenin gittikçe kısalmaya başladığını görüyorum. Onun için gördüğüm bu olayı zamana ve gelişmelere bırakıyorum.

 

 

Yukarıda üst akıldan söz etmişken bu arada birazda üst akıl’a değinmek istiyorum. Aslında Erdoğan’ın direk söyleyemediği üst akıl, çok uluslu şirketlerin elitleri tarafından bir araya gelmiş ve moment görevini üstlenmiş ABD dışında başka bir ülke değildir. Lenin Emperyalizmi anlamaya, yani tahlil etmeye çalışırken Finans Oligarşiden söz eder. Ve hiçbir gelişmenin bu finans oligarşiden bağımsız düşünülemeyeceğini anlatmaya çalışır. Dolayısıyla bugün üst akıl dedikleri şey, Lenin’nin Emperyalizm kitabında anlatmaya çalıştığı finans oligarşiden başka bir şey değildir. Ancak bu üst akıl Lenin döneminde bir fide iken bugün koca bir çınara dönüştüğünü unutmamak lazım. Dehası bu çınarın dev şirketleri ABD’yi merkez kabul etmiş olmaları sebebiyle her olumsuz gelişmenin arkasında veya önünde ABD’yi görmek mümkündür. Bugün üst akıl diyebileceğimiz ABD’nin bulunduğumuz coğrafyada yayılmacı ve hegemonik bir politika güderek, yüzyıl önce bu coğrafyada çakılan poligon taşlarının oynamasına neden olacağını düşünen ve statükonun devamından yana olan Türkiye’nin uykusunu kaçırmaya başladığı için, istemiye istemiye Erdoğan’ın üst akıldan söz etmesinin asıl amacı da budur. Onun için süreç coğrafyamızda statükonun devamından yana olan Rusya, İran ve Türkiye’yi bir araya getirmeye başlamıştır.

 

 

Dolayısıyla olaya küresel acıdan bakınca ameliyat masasında iki hastanın yani Irak ve Suriye’nin öne çıktığını görürsünüz. İran’ın ve Türkiye’nin somut durumlarından kaynaklı olan farklı aidiyetlere ait halkların bu ülkelerde yaşıyor olması, ister istemez sömürgeci egemen sınıfı korumak adına statükocu politikaya sarılmaktadırlar. Ayrıca Rusya’nın stratejik çıkarları Suriye’nin yanında durmasını gerekli kılıyor. Lakin ABD’nin uzun vadede yayılmacı başka bir deyişle böl yönet politikası sakın mazlum halkların kurtuluşu için güdülen bir siyaset olduğu sanılmasın zira temelde Emperyalist emellerin ön planda olduğu unutulmamalıdır. Saygı ve Selamla

refik34@hotmail.com


DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Turuncu Besinler Kemikleri Güçlendiriyor Yeşiller Gelişimini Hızlandırıyor
Turuncu Besinler Kemikleri Güçlendiriyor Yeşiller Gelişimini Hızlandırıyor
Dünyanın ve Türkiye’nin En Güvenli Şehirleri Belli Oldu
Dünyanın ve Türkiye’nin En Güvenli Şehirleri Belli Oldu