Advert
80 Darbesinin Düşünsel Mağdurları Kürtler
Emin Karakulak

80 Darbesinin Düşünsel Mağdurları Kürtler

Bu içerik 200 kez okundu.
Reklam

80 DARBESİNİN DÜŞÜNSEL MAĞDURLARI KÜRTLER

12 Eylül darbesinin 37. yılında Kürdler halen baskı altında ve mağdur durumda 

Her toplumsal kurtuluş hareketi gibi, Kürt Toplumsal Kurtuluş Hareketi de 1970 lerde solculuk adına  özgürleşme iddiasıyla başladı. Böylesi toplumsal kurtuluş hareketlerinin büyük bir psikolojik zemin ve temel üzerinde bina etmek durumundadır. Daha açık bir anlatımla, toplumsal kurtuluş sürecinin aktörleri arasında güçlü psikolojik bağların olması gerekir ki “zafer”e varılabilsin. Bir çeyrek asra yayılan bu süreci Kürtler, “Özgürlük Hareketi” olarak adlandırdı. Şüphesiz bunun psikolojik özünün olması gerekirdi.

Toplumsal kurtuluş hareketinde yer edinen Kürtler, kendilerini bu sürecin birer ürünü olan örgütleri içinde ancak özgür hissettiklerini dile getirmekten geri durmamış/durmamaktadır. Kurtuluş sürecinin birer unsuru olarak rol alan Kürt bireyi, kendini Türk egemen sisteminin boyunduruğundan kurtarma sanısında hissettikleri gibi aynı zamanda “gerici, yerli feodal güçlerin egemenliği”ni de param-parça ettiği inancını veya kanısını da taşımakta olduklarını ifade etmekteydi.

Mega söylem ve iddialarla ortaya çıkan devrimler, ne yazık ki bazı kazanımlar elde ettikten sonra yozlaşmayla yüz yüze kaldıkları gerçeği tarihte yer edinmiştir. Yukarıda verilen Fromm’un tespiti bunu doğrular niteliktedir. Kürt toplumsal kurtuluş hareketine bu tespiti uyarladığımızda belki de bu anlamda tarihteki son örnekleri görmek mümkün olur.

Başlangıçta Kürt Ulusal Kurtuluş Hareketi olarak ortaya çıkıldı ve “Kürdistan sömürgedir” tezi savunuldu. Kurtuluşun ancak “devrim”le mümkün olabileceği ileri sürüldü. Bunu, 1980 Askeri Darbe öncesi bir çok Kürt orijinli örgüt veya fraksiyonlar, “devrimin azami hedefleri” olarak formülleştirdi.  KAWA , Rızgari,DDKD, Özgürlük Yolu, ,KUK Ala Rızgari  PKK,ve TEKOŞİN gibi yapılanmalar bunlardan sadece bir kaçı. Ancak bunlardan bazıları Kürt Ulusal Kurtuluşunun şiddet dışı yöntemlerle olası olduğunu da savundular.

12 Eylül 1980 Askeri Darbe’yle beraber adı geçen örgütlerin onlarca mensubu yurtdışına çıkmak zorunda kalırken; silahlı mücadeleyi kurtuluş yöntemi olarak benimseyen PKK, tabiri caizse ayakta kalmayı başaran tek Kürt partisi oldu. Otuz yılı aşkın bir süredir, bu partinin mensupları ile Türk Silahlı Kuvvetleri arasında dönem dönem çok çetin çatışmalar yaşanmakta ve bu çatışmalar devam etmektedir.

Doğal olarak bu dönemde her taraftan sürecin mağdurları oldu. Gerek Türk gerekse Kürt olsun, binlerce insan mağdur olarak bedel ödedi. Asıl olarak üzerinde durmak istediğim mağdur kesim, bizatihi PKK’nin ekseninde yürütülen mücadele sonucunda ortaya çıkan mağdurlar. Bunlara kısaca düşünce mağdurları desek daha doğru olur.  Bunlar, “ulusal kurtuluş” ve “bağımsız devlet” idealiyle PKK’ye destek verip daha sonra örgütün strateji değiştirerek çıtayı “demokratik cumhuriyet”e ve devletsiz halk olarak bizzat Öcalan tarafından anlamlandırılan “demokratik konfederalizm”e kadar indirildikten sonra ortada kalan fikir mağdurları oldu.Birey olarak darbelerin düşünsel mağdurları biri benim.

80 darbesinde yaşadığım mağduriyeti ölünceye kadar unutmayacağım”

Mardin'in Kızıltepe ilçesinde 55 yaşında  Gazeteci-Yazarım, 12 Mart 1971 Muhtırası, 12 Eylül 1980 tarihindeki askeri darbe ile 15 Temmuz 2016 tarihlerindeki darbe teşebbüslerine tanıklık ettim.

12 Eylül darbesi sonrası tutuklandıktan sonra akla hayale gelmeyecek işkencelere maruz kaldım  aradan geçen 36 yıla rağmen maruz kaldığım işkencelerin hâlâ gözlerimin önünde olduğunu, ben cezaevinden çıktıktan sonra ise fişlendiğim için hiçbir işe alınmadığımı  yaşadıklarımı Allah'ın huzuruna varıncaya kadar unutamayacağımı

12 Eylül'den önce karanlık odaklar toplumun tüm katmanlarını birbirine düşürdü"

12 Eylül 1980 darbesi öncesi Genelkurmayın Tahsin Şahinkaya'yı Amerika'ya gönderdiğini 12 Mart Muhtırasını ve 12 Eylül 1980 darbesini gördüm. Ben 12 Eylül 80 darbesi mağduruyum. Darbeden önce kahvehaneler, insanlar, evler taranıyordu. Karanlık güçler, dış odaklar toplumun tüm katmanlarını, STK' ları, üniversitede öğrencileri fabrikalarda işçileri hata o zaman kaotik ortam orta okullara yansımıştı yani Türkleri Kürtleri öğrencileri işçi sınıfını hatta kürdi standa kürd örgütleri KUK PKK birbirlerine   düşürmüşlerdi.Kürdlerin beleklerinde  tramvayı halen  yaşamaktadır. Türkiye'de anarşiyi hortlattılar. O dönem ne Türkiyede   ne Kürdistanda  kimsenin can güvenliği kalmamıştı. 12 Eylül 80 darbesinde Genelkurmay o zaman Kara Kuvvetleri adına Tahsin Şahinkaya'yı Amerika'ya gönderip, halkın bundan usandığını ve sessiz kalacağını belirterek 80 darbesini gerçekleştirdiler. Darbe gerçekleşmeden önce Kürt bölgesinde 6-7 ilde sıkıyönetim ilan edilmişti. Darbenin ardından tüm Türkiye'de sıkıyönetim ilan edildi. Darbe ilan edildikten sonra artık inisiyatif kendi ellerindeydi. Her önüne geleni sorgusuz, sualsiz, araştırmadan potansiyel suçlu olarak görüp içeriye tıkıyorlardı." dedi.

"Şanlıurfa'daki sıkıyönetim tugayında 60 gün gözaltında kaldım"

Şanlıurfa'daki gözaltı sürecinde gördüğüm işkenceden dolayı komaya girdim 90 gün  Urfa'da 100-150 kişilik bir bodrumda  sorgularımız yapıldı. Filistin askısından tutun elektriğe, copla dövmeye, ayakla baş üstü asılmaya kaba dayağa bende on binlerce suçsuz sebepsiz insanlar gibi her türlü ağır işkencelerden geçtim. Komaya girdim. İç kanama tehlikesi geçirdim. Lavaboya gittiğimde makatımda hep kan geliyordu. Şanlıurfa sıkıyönetim tugayında 60 gün gözaltında kaldım. Daha sonra benimde aralarında olduğum 45 kişiyi birbirleriyle kelepçeleyerek, Diyarbakır Seyrantepe'deki Kurtoğlu Kışlasına götürdüler."

Kurtoğlu Kışlasında 2. koğuş vardı ve her bir koğuşta 250 den 400 kadar kişi kalıyorduk. Bir yıl orada kaldım, her gün fiziki işkenceye maruz kalıyorduk. Her gün bizleri U düzenine alarak ırkçı şoven Kemalist marşları okutuyorlardı. Bize günde 50 marş ezberleyeceksiniz diyorlardı. İnsanın günde 50 marşı ezberleme hafıza kapasitesi yok. Kendimi çok zorladım bir günde 8 marş ezberleyebildim. Dayak başladı. Ezberlesen dayak ezberlemesen dayak... Orada amaçları insanları sindirmek ve mahvetmekti. Ellerinde hiç bir delil belge olmadığı için çıktığım ilk mahkemede kovuşturmada yer yok. diye belirterek tahliye edildim.

"Cezaevinden çıktıktan sonra fişlendiğim için hiçbir işe alınmadım"

Darbe sürecinde yaşadıklarını ölünceye kadar unutamayacağım. Cezaevinden sonra 1982 yılında Keban da ismi elektrik kurumu olan TEDAŞ a girdim. Fişlemeden dolayı atıldım. Ardından 1983 yılında Telekom dış şebekeye  girdim. İlk maaşımı aldım tekrar 12 Eylül darbesi yüzünden fişlemeden dolayı atıldım. Aradan geçen 37 yıla rağmen hem ekonomik hem psikolojik olarak hâlâ ıstırabını çekiyorum. Toplumda işsiz kaldığımdan dolayı hor görünüyorum, itibarım zedeleniyor. önüm hep tıkandı, halen o acıların içerisindeyim, ölünceye, Allah'ın huzuruna kavuşuncaya kadar ne unuturum ne de kurtulurum yaşadığım mağduriyeti

Mehmet Emin KARAKULAK

11.09.2017


DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Türkiye’nin Yüzde 39’u Kan Şekerini Ölçtürmüyor
Türkiye’nin Yüzde 39’u Kan Şekerini Ölçtürmüyor
Yılda 12,4 Kilogram Kırmızı Et Tüketiyoruz
Yılda 12,4 Kilogram Kırmızı Et Tüketiyoruz