Advert
Maneviyattan Uzak Diyarlara Göç Eden Nesil
Mehmet Kızılkaya

Maneviyattan Uzak Diyarlara Göç Eden Nesil

Bu içerik 172 kez okundu.
Reklam

Maneviyattan Uzak Diyarlara Göç Eden Nesil

 

Maneviyattan uzak diyarlara göç eden nesiller...

Öyle nesiller yetiştiriyoruz ki...

Duygulardan eksik, empatiden yoksun, maneviyattan uzak, her konuda cahil ve en kötüsü de

hiçbir şeyi sorgulamayan!

Kendi çocuklarının istediği herşeyi maddi anlamda verip de, koşulsuz sevgiyi, maneviyatı, saygıyı,

empatiyi vermeyip öğretmeyen ve anlayış göstermeyi ihmal etmiş olan tüm aileler bunların

sorumlularıdırlar. Çocuklarda asla ama asla suç aranmasını doğru bulmuyorum.

Kendi çocukları bir çiçeği dalından, yaşamından koparır, ezer; ses etmezler, hayvanları tekmeler,

döver, kafasını ezer; ses etmez gülerler, etrafa çöp atar, yerlere tükürürler; ses etmez kafalarını

okşar, aferin der dururlar. Neden mi güler, ses etmezler bilir misiniz? Çünkü aynı davranışları

ebeveynler de yapmaktadırlar. Yeni yetişen çocuklar ortalama 5 yaşına kadar anne babalarını rol

model olarak aldıkları düşünüldüğü zaman çocukların maneviyattan uzak bir hayat

sürdürmelerindeki yatan sebeplerin anne babadan geldiğine de şaşmamak gerekir. Çocuk yapmak

yahut çocuk sahibi olmak kolaydır. Lakin onu insanca yetiştirmek, maneviyatla beraber onu güzel

bir noktaya getirmek çok büyük emek ister. Sadece bunlarla bitmiyor tabi. Çocukların yetiştiği

ortam, izledikleri tv kanal ve programlar, yaşadıkları sosyal çevre ve daha birçok şey oldukça

etkilidir. Özellikle de yıllardır neredeyse tüm tv kanallarında olan programlar çocukları en kötü

şekilde etkilemektedir. Ayrıca çocuk yaşta olanların hiçbirinin haber bültenlerini izlememeleri

gerektiğini düşünüyorum. Neden mi? Özellikle Ortadoğu coğrafyasında sürekli olarak cinayetlerin,

tecavüzlerin, tacizlerin, terör olayların yaşandığı bir coğrafya halini almış bulunuyor. Tabi bunları

gören ve izleyen çocuklar da bunlardan etkilenir ve de ayni şeyleri ya yaşarlar ya da bir başkasına

yaşatırlar.

Anne baba arasındaki sevginin güzelliğini ve doğruluğunu görmeden, çocuklara hiçbir manevi

değer vermeden çocuklarının istediği herşeyi yapan (maddi yönden) ve de çocuklarına çocukken

ne kadar maneviyattan uzak şeyler varsa hepsini çocuklarına yapıp yaşatan aileler yetiştirdikleri

nesillerin sonunu nasıl getirdiklerinin birer örneğidir.

Bu nesil öncelikle maneviyattan tamamen uzak bir diyarda yaşamını sürdürmüş olur.

Böylesi çocuklar hayatlarındaki herşeyi hazır bir şekilde görmek ve bulmak ister. Sürekli olarak

hazıra kondukları için hiçbir şeyi üretemez ve bunun yanında da özgüven eksikliğide en üst

seviyeye ulaşmış olur. Ayrıca ailelerin çoğunda görülen en önemli durumlardan olan, sorgulayan

çocukların sürekli olarak susturulma durumudur. Sürekli olarak susturulan çocuklar bu sefer

hiçbirşeyi sorgulamamaya başlar.

Bir başka önemli konuda maneviyatta sadece din var onun gereklerini yerine getirin yoksa

cehennem ateşinde cayır cayır yanarsınız mantığıyla yetiştirilen çocukların Cenab-ı Allah’tan nasıl

bir şekilde korkar hale geldikleridir. İşte sürekli olarak çocukların belirli baskılarla yetiştirildiği,

maneviyat olarak da hiçbir zaman güzel bir şekilde yetiştirilmediği ve din anlamında da sürekli

olarak ya baskı kurularak ya da yanlış bilgilerle çocukların donatıldığı bir dünya nasıl güzel ve de iyi

olabilir ki? Maneviyattan uzak diyarlara göç edenler, kendi çocuklarını yanlış olan bilgilerle donatan

ve zihniyeti yanlış bile olsa bu durumları asla yanlış olarak görmeyenlerdir.

Maneviyattan uzak bir durumdan daha bahsetmek istiyorum.

Başkalarının yaşamlarına ve diğer canlıların yaşamlarına karşı anlayışsızlık içerisinde bir yaşam

sürdürmek. Çocukların kendilerinden hariç diğer insanların, hayvanların, bitkilerin ve diğer tüm

canlıları içine alıyor. Dünyanın sadece kendilerinin çevresinden döndüğünü düşüncesiyle

maneviyattan uzak bir şekilde yetiştirilen bu çocuklar, bir canlıyı hayatından kopardığında asla ama

asla içleri yanmaz ya da üzülmezler. Bir çiçeği dalından kopardığı zaman hiçbir şey hissetmez,

neden mi? Çünkü o çocuğun ailesi ona; o çiçeği dalından koparırsan öleceğini ve onun da bir canlı

olduğunu, onun da ruhunun olduğunu, onun da yaşama hakkının olduğunu öğretmemişler. Emin

olun o çocuğa doğanın sevgisi aşılansa o çocuk doğayı daha çok sever. Aynı durum insanlar için,

hayvanlar için ve tüm canlı varlıklar için de geçerlidir. İşte bizlerin burada görmesi gerekende

maneviyattır. Maneviyat; güzelliktir, sevgidir, hoşgörüdür ve en önemliside güzel görmek ve de

görebilmektir.

Bunların aksine olan herşey de bilinmelidir ki, maneviyatın eksikliğindendir. Maneviyattan uzak

büyüyen her çocuk gün gelir cinayet işler, karısını döver, annesine küfreder, toplumun her şeyine

zarar verir, uyuşturucu kullanır, evi terkeden çocuk olarak ortaya çıkar. Ve daha da kötü şeyler

yapar.

Anne babalar ve aynı şekilde anne baba olma yolunda ilerleyen tüm insanlara seslenmek

istiyorum:

Çocuklarınızı boş yere öldürmeyin! Maneviyattan uzak diyarlarda yetiştirmeyin! Yapılanlara dur

deyin! Ve artık çocuklarınızla beraber maneviyat suyunda yüzmeyi öğrenin.

Çocuklarınızı öncelikle maneviyatı yüksek donanımlarla donatın. Çocuklarınızı maneviyattan uzak

bir yaşamla baş başa bırakmayın. Bir çiçeği dalından kopardıklarında o çiçeğin yaşamının son

bulduğunu öğretin, bir çocuğa bağırdıkların da o çocukların gururları ne kadar incindiğini öğretin,

maneviyattan uzak bir yaşamın ne kadar kötü olduğunu öğretin. Ve herşeyden önce de anne

babaların kendilerinden başlamak üzere maneviyatlarını yüksek tutmaları için Cenab-ı Allah’ın

emrettiği şeyleri yapmaktan ve O’nun yolundan gitmeleri gerekir.

Korkmayın!

Yüce Allah’ın emrettiği şeyleri yapmaktan, etmekten, okumaktan, yaşamaktan, öğrenmekten ve

öğretmekten asla korkmayın! Sizler kendinizle beraber çocuklarınızın maneviyatını yükseltip o

yoldan gittiğiniz zaman işte o zaman yüceliğin en güzeline ulaşırsınız.

Maneviyatsız bir insan ruhsuz bir cesedin şekline benzer. Maneviyattan uzak olmayan bir insan

Cenab-ı Allah’a karşı kulluğunu daha samimi, ibadetlerini her daim daha şuurlu ve geçimini

sağlamak için üstlendiği işini daha da dikkatli yapmaya özen gösteren insandır. Yapması gereken o

kulluk görevleri ona yük gibi gelmeyecek, Cenab-ı Allah’ın verdiği herşey için şükür edecek ve

verdiği herşeye şükür edecek. Maneviyatı yüksek olan insan, yapmacık hareketlerden uzak, kötü

hal ve hareketlerden uzak duracak, yaptığı ve yapacağı herşey de Cenab-ı Allah’ın onu izlediğini

bilmesi gerekir.

Maneviyattan uzak insanlar hayatlarını en iyi şekilde yaşayamazlar. Maneviyatsız insanların iç ve

dış dünyası tamamen farklıdır ki, o insanların dünyası bukalemun gibi sürekli renk değiştirir.

Sonuç olarak; Üstün vasıflarla yaratılan insandan, kulluk binasının o mükemmel ve hayırlı kapısını

imanla, ayakta tutacak olan direklerini de ibadetle, tüm saldırıları kesecek olan duvarları da ahlakla

inşa edip orada O’nu görüyormuşçasına, maneviyat dolu bir hayatı sürdürmesi istenmektedir.

Bunu böyle yapmakla insanın, aslında cennette kendisine iskan edeceği binayı, daha dünya

hayatında iken inşa ettiğinin farkında olması gerekir. Bu sebeple hayattaki en önemli şey

maneviyattan uzak bir yaşamı yaşamamaktır. Maneviyattan uzak bir yaşam, ruhsuz kalmış bir

hayatın akışına benzer.

Maneviyattan uzak diyarlara göç eden nesillerden olmamanız dileğiyle,

Hepinize maneviyatı dolu dolu yaşayan insanlardan diliyorum.

Vesselam.

-Mehmet Kızılkaya


DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ak Parti Belediye başkan aday adayları belli oldu
Ak Parti Belediye başkan aday adayları belli oldu
Türkiye’nin Yüzde 39’u Kan Şekerini Ölçtürmüyor
Türkiye’nin Yüzde 39’u Kan Şekerini Ölçtürmüyor