Advert
Topu Topu Hayat İşte
Diler Erbeyi

Topu Topu Hayat İşte

Bu içerik 241 kez okundu.
Advert

TOPU TOPU HAYAT İŞTE

 

Bazen  olurun olmazı gibiyiz, bazen olanın fiyaskosu bu neden böyle bilmiyorum bende ama Şu var ki; hep en çok istediklerimizde en çok hatalarımız. Garip bir duruş sergiliyoruz sahip olmak istediklerimize karşı, birbirimizi anlamak yerine çıkmaza sokuyoruz her şeyi…. Çuvallara doldurup doldurup ağzını bağlıyoruz diyalogları. Anlamaya çalışmadan, analiz etmeden bir köşeye kaldırıyoruz.

 

Küçük bir esintiyi fırtınaya dönüştürmeye o kadar çok meraklıyız ki ‘’pireyi deve yapanlardan’’ tam da onlardan oluyoruz işte.

 

Kendimizi anlamaktan, çözümlemekten o kadar uzağız ki, o odak noktası dediğimiz yere ‘’yaralara’’ birileri gelip dokununca da feryat figan ediyoruz. Şimdi neresinden tutsak hayatımızın, inanın bunu da bilmiyorum. Sadece çekiştirip duruyoruz. Bu yüzden de hep pot duruyor üstümüzde zaten…

 

Ağlamak vardı bir zamanlar öyle güzel, öyle müthiş bir duyguydu ki onun da kıymetini bilemedik, sitem ede ede uzaklaştırdık kendimizden. Şimdi bir damlasına muhtaç hale geldik. Çünkü biz insandık ve ağlamalıydık bence yeri geldiğinde.

 

Patavatsız düşünceler başucumuzda şimdilerde, pardon belki herkes kabullenmeye bilir ama işte kabullenmediklerimizdir hayatımıza çelme takan. Düşündükçe anlıyor sonrada formatlıyoruz anladıklarımızı, yani hep yanlış yerden başlıyoruz silmeye….

 

Herkeste bir geçmiş özlemi, sonra o geçmişten kalan pişmanlıklar ve en garip olanı da bulunduğumuz yeri de yadırgamamız. Hele bir de şu korkularımız yok mu sanki cellâdımız duruyor başköşemizde. Neyse ne işte yaşayıp gideceğiz öyle ya da böyle bir şekilde bitecek bu süre ki bir sürü bitmişlere bu denli şahitken. 0 yüzden nefret ediyorum insan anatomisinden bir düşüp bir kalka durumuna bir türlü alışamadık gitti.  Ağrı kesici gibi’’ geçici mutluluklarımıza’’ tek güvencemiz.

 

Bedenimiz ile ruhumuz arasına kurduğumuz duvarların haddi hesabı yok gibi. Nereye baksak bakalım sadece bakmaktan ibaret tüm var olanlar. Görmenin lezzetine varmadan sadece bakıyoruz.  Sevmenin telaşını bile sevmiyoruz artık, çünkü sevmekte yoruyor bizi ve yorgun bir zamanda olduğumuzdan sevmeyi de bıraktık. Geçtiğimiz onlarca sokağın için bir tanesine bile sevgi bırakmıyoruz; gördüğümüz yüzlerce çocuğun bir tanesinin kafasını bile okşamıyor; elinde bastonuyla gezen yaşlı dedelere, nenelere bir tebessüm dahi etmiyoruz. Biz onlardan çok kendimizi mahrum bırakıyoruz da haberimiz yok işte.

 

Bu saçma döngüden hepimiz nefret ederken neden hala orda dönmeye devam ediyoruz? Farkı, fark ederken neden hala doğru tarafa geçmiyoruz?

 

 Bilmiyorum…

Kumdan kaleler yapmaya devam edeceğiz sanırım, ne kadar zıt iki kavramın bir kategori de olduğunu bile bile.

Bir gün bir arkadaşımla sohbet ederken Tanrı demiştim ve ben Tanrı değdim için kızmıştı. Ben anlamadım, anlam vermedim ve sadece ona kurduğum tek cümle; ‘’ ben ne neye tanrı dediğimi biliyorum’’ dedim.  Benim inancım kullandığım kelimelerin kurbanı olacak kadar basit değildi. Bunda hem fikiriz diye düşünüyorum ama öyle de olmayabilir tabi sonuçta mesele neye inandığımızdır.  İşte tam da burada her şey var veya da yok oluyor. İnandıklarımdır beni ben eden diyorsan kendini anlamaya, tanımaya başladığının ilk adımını atmış oluyorsun. SEVGİLER …

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Alternatif C Vitamini Kaynakları…
Alternatif C Vitamini Kaynakları…
Sınav Kaygısıyla Baş Etmenin Yolları
Sınav Kaygısıyla Baş Etmenin Yolları