Advert
Advert
Kartlandıramadıklarımızdan Mısınız?
Mehtap Tumrik

Kartlandıramadıklarımızdan Mısınız?

Bu içerik 319 kez okundu.
Advert

 

MEHTABİYAT

 

KARTLANDIRAMADIKLARIMIZDAN MISINIZ?

 

‘Kredi kartım yok’ dediğimde, ‘Sigara ve alkol kullanmıyorum’ dediğimden daha hayret verici bakışları görüyor, akabinde de iç geçirilerek:

‘Aslında en iyisini yapıyorsun!’ diye bir onay alıyordum…

Mağdurların hazin sonlarını, hikâyelerini biliyor, duyuyor,

‘Kartlandıramadıklarımızdan mısınız?’ sorusundan olabildiğince kaçıyordum yıllardır.

Sonunda yeminimi bozdum…

Gittim bir yıl önce kredi kartı aldım, bol cafcaflı reklamı olan bir bankadan!..

*

Başlangıçta her şey kontrol altındaydı. Asgarisi yerine tamamını tek celsede ödeyip geçiyordum. Derken ne oldu, nasıl oldu;

‘Ondan beş taksit, bundan üç taksit, aman da ne hoşmuş, dur bir de şunu alalım, nasılsa taksit taksit’ diye diye minimumu oldu mu yarım maaş!..

*

Kara delikli kuyu gibi ben içine attıkça o öğütüyor,

‘Yetmedi!.. Daha, daha!’ diye haykırıyordu adeta.

Elime geçen toplu paraları yatırıyorum, başka bankadan Ali’nin külahı Veli’ye transferi yapıyorum, bana mısın demiyordu bir türlü…

Baktım iş çığırından çıkıyor;

Maaş aldığım minnoş bankama gidip, insanlık için küçük, benim için büyük sayılacak bir kredi çektim.

Ve eline zafer baltasını alıp, düşmana sinsice yaklaşan amazon kadını edasıyla gittim kredi kartıyla kanımı emen bankaya!

Kredi çektiğim bankamdan, fazlasıyla kapattım kart borcumu anında.

Ve işi şansa bırakmadan, geride kalacak çer çöp birikip tekrar ayağıma batmadan,

Hobbit yüzüğü gibi kartın büyüsüne yeniden kapılmadan,

Gidip son darbeyi de vurayım dedim.

*

Hay gitmez olaydım!..

Hesapta kalan fazla bakiyeyi, tıpkı iki liralık(!) hediye puan gibi başımın gözümün sadakası diye bırakaydım!

*

Kredi kartı vermek için en şirin hallerini takınan banka personeli, kartı iptal edeceğimi duyunca, ihtilaf devleti stratejileri uygulamaya başlamaz mı?!..

*

Kuyruk sırası ile kapıdan içeri girdiğim bankadan,

 Önümdeki yirmi kişiden sonra sıra numarası alıp,

Görüştüğü müşterinin tüm özel bilgilerini üç oktavlık sesiyle aleni ifşa eden müşteri temsilcisinin önüne düşmeyi bekledim…

 İçimden de:

 ‘Ben kadınla fısıltıyla konuşursam, belki ar eder, o da sessizce sorgular beni’ diye planlarken, nihayet bir saat sonra sıra bana geldi.

‘ Kredi kartımı iptal edi…’ dedim,

Kadın, az önceki müşteri ile oynadığı şirine rolünden çıkıp, ‘Halka Samarası’ gibi bakarak, çatallı bir ses tonu ile:

‘İptalleri müşteri hizmetlerini arayarak yapıcakkksınızzz!’ diyerek beni vızıltısı ile arka taraftaki ankesörlü telefona fırlattı.

Telefondaki temsilci ayrı bir hikâye konusuydu. Vitesi takmış dörde;

Hem anamı sorguluyor,

Hem şubeyi, personeli gammazlamamı bekliyor,

Hem yasal prosedürlerden pasajlar okumaya çalışıyor,

Hem iki liralık birikmiş puanımla kaçırdığım alışveriş keyfinden(?) dem vuruyor,

Hem de yokluğumun onlara vereceği manevi(!) eksikliğin nasıl bir travma yaratacağı ile ilgili demagoji yapıyordu...

*

Onca baskıya rağmen, iman gücü ile adamı susturup,

‘Adisyonda ne kalmışsa helalleşip, daha fazla çirkinleşmeyelim’ e getirdim konuyu…

O da az değil;

Kalan iki kuruşu vermemek için bin dereden su getiriyor! Kurban alırken bile yok böyle debdepe!

*

Satır arasında öğrendiğim bilgi ile yeniden mahşer yerindeki şube içinden sıra numarası alıyorum.

Saatler sonra sıram tekrar geliyor ve bu kez gişedeki memur işi yokuşa sürüyor!

Yunan sınırında kaşe basacak Yorgo sanki mübarek!

-ATM den çekinnn…

_Olmaz! Müşteri hizmetleri avans çekmişim gibi işlem göreceğini söyledi!

-Nakit verememm amma. Alış veriş yaparken kullanacaksınız geri kalanııı.

_Olmaz! Müşteri hizmetleri gişeden alabilirsiniz dedi. Kartı kesip atıcam diyorum, ne alış verişi!

-Hımm. Ama zaten ben verememm . Benim ekranda görünmüyoo. Selma Hanım boş olunca baksın!..

*

Sol gözüm seğiriyor, sesim az önceki müşteri temsilcisinin kıvamına dönüyor!

‘Bir daha mı sıra numarası alıcammm, bunca saatten sonraaa?!’ diye yükseliyorum .

 Adam gözümdeki kanı görünce hemen arkadaşına numarasız işlem alması ricasında bulunuyor. Göz bebeklerim kundağından fırlayacak birazdan…

Bu kez de Selma alıyor sazı eline;

‘Ass bekletcem sizi. Saaten hemen bugün bu saatte olmass. Daha genel müdürlüğe sorcaaz. Cevap ya on beş dakka sooraa ya da başka saman gelir, yaneee…’

 ‘Ben bugün ne şekilde olursa olsun o parayı alıcammmm!’ diyerek kontrolden çıkmış tır gibi gidiyorum kadının üstüne.

*

Kadın devrelerimin yandığını görünce, boş bir kâğıt uzatarak, bozuk bir cümle yapısı ile dilekçe yazdırıyor genel müdürlüğe.

Satır arasında da ;  yeni bir hesap açıp, kalan milyon dolarımı(!) oraya aktarıp,  oradan bana vereceğini, dilersem açılan bu hesabı kapatacağını söylüyor, tıslayarak!..

Tek dileğimin bir daha bankalarının önünden bile geçmemek olduğunu kalın puntolarla son kez ifade edince, ikna oluyor fakat bu kez de koskoca bankada bozuk para krizi yaşanıyor.

*

Aslında tüm bu senaryo;

Müşteri bezsin, pes etsin diye

 Aldıkları manipülasyon eğitimi taktikleri gereği!..

*

Başımı koyduğum bu davadan dönmek yok!

Her işlem, imza sonrası göbek bağımın kesildiği teyidini alıyorum ısrarla.

*

Veee mutlu son!..

Elleri titreye titreye ödeme yapıyor kadın.

Her şeye rağmen salon kadını çizgime dönerek, teşekkür ediyor, iyi günler diliyorum,

Kadın ölü taklidi yapıyor(?!)

‘Benim için artık hepiniz ölüsünüz zaten!

Deyip içimden,

Hafifleyen ruhum, bedenim,bütçemle

Tebessümle,

Özgürlüğe yürüyorum…

 

(MEHTAP TUMRİK-20KASIM2017)


DİĞER YAZILAR
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Oğuzhan Koç’a Movapark’ta Yoğun İlgi
Oğuzhan Koç’a Movapark’ta Yoğun İlgi
Dünyanın En İyi Şefleri İle Gastronomi Yazarları Mardin’e Geliyor
Dünyanın En İyi Şefleri İle Gastronomi Yazarları Mardin’e Geliyor