Advert
5 Nisan Avukatlar Günü
Konuk Yazar

5 Nisan Avukatlar Günü

Bu içerik 144 kez okundu.
Reklam

5 Nisan Avukatlar Günü

Bilindiği gibi Ülkemizde 5 Nisan, Yargının Kurucu unsurlarından bağımsız savunmanın temsilcileri olan avukatların günü olarak kutlanmaktadır.

5 Nisan Avukatlar Günü mesleğimizin sorunlarının gündeme getirilmesi ve meslek dayanışması açısından bizim için oldukça önemli bir gündür. 5 Nisan Avukatlar Günü sadece avukatların değil, avukat eli ile her daim temsil edilen bütün kesimlerin adalet ve savunma günüdür.

Avukatlık mesleği, demokratik bir hukuk devleti olmanın temel şartı olan bağımsız yargı erkinin üç temel unsurundan birisi olup, bu manada adaletin sağlanması için en az mahkemeler ve savcılık makamı kadar önemli olan bağımsız savunmayı temsil eden bir meslektir. Adaletin sağlanması amacı ile yürütülen yargılama faaliyetinde sav, savunma ve hüküm kurumlarının üçü de önemli olsa da, bunların içinde avukatlık mesleğinin temsil ettiği savunma mesleği adalet için olmazsa olmazdır.  Zira avukatın temsil ettiği savunmanın içinde olmayacağı her yargılama asla adaletli bir yargılama değildir. Avukatlık mesleği bir yanı ile kamu görevi iken diğer bir yanı ile halktır, vatandaştır, mağdurdur, sanıktır, mazlumdur.  Bu manada avukatlık mesleği; bir yandan kamu görevi olarak kamunun menfaati ile vatandaşın vekili olarak halkın menfaatini adaletin hassas dengesinde tutup eşit olarak koruyup kollayabilen dünyanın ender, zor ve kutsal mesleklerinden bir tanesidir. 

Biz Avukatların, savunma görevini icra ederken, yargılamayı etkilemeye çalıştığımızın iddia edilmesi ve yine görevimiz nedeni ile savunduğumuz kişi ve kurumlarla özdeşleştirilmemiz ve bu nedenle ötekileştirilmemiz asla kabul edilebilecek bir durum olmayıp, bütün bu tutum ve davranışları şiddetle reddediyor ve kınıyoruz.

Avukatların yürüttüğü savunma faaliyetinden dolayı suçlanması, takip ettiği suç tipleri ve kişilerden dolayı kategorize edilmesi, suçlanması, olağan şüpheli olarak görülmesi asla kabul edilebilecek bir durum olmayıp, bütün bu tutum ve davranışları şiddetle reddediyor ve kınıyoruz.

Bütün kurumları ile devlet; Avukatlık Mesleğini yargılamayı engelleyen bir unsur olarak değil, yargılamanın olmazsa olmazı olarak kabul edebildiği kadar hukuk devleti olabilir ve ancak o ölçüde adaleti gerçek manada sağlayabilir. Ancak üzülerek belirtmek isterim ki; bu anlamda ülkemizin kat edeceği daha çok mesafe bulunmaktadır.  Bilinmelidir ki; biz avukatlar bu mesafenin hızlı bir şekilde kat edilmesi için her türlü desteği, mücadeleyi ve bedeli veriyoruz ve bıkmadan usanmadan vermeye de devam edeceğiz.

Ülkemizde Avukatlık Mesleği, pratikte kanunlara aykırı olarak geliştirilmiş olan hukuksuz uygulamalar, hızlı-kolay açılıp niteliksiz eğitim veren ve her yıl binlerce mezun veren hukuk fakülteleri, hızla artan stajyer avukat ve avukat sayısı, stajyer avukatların eğitiminde baroların yetersiz kalması, avukatlık mevzuatının artık ihtiyaçlara cevap vermemesi, ihtiyaca cevap veren kısımlarının pratikte uygulanmaması, vergi uygulamaları, avukatların sosyal ve mali haklarda yaşadığı mağduriyetler ve diğer sorunlar sebebi çok zor bir dönemden geçmekte olup, bu manada avukatlık mesleğini ayakta tutacak, ihtiyacını karşılayacak yeni bir avukatlık mevzuatına acil ihtiyaç duyulmaktadır. Yine yargının diğer kurucu unsurları gibi, savunmayı temsil eden avukatlık mesleğinin de anayasada tanımlanması ve güvence altına alınması çok elzemdir.

Türkiye Barolar Birliği verilerine göre; 2010 yılında 70.000 bin olan avukat sayısı, son 8 yılda yüzde 64 artarak 110.000 olmuştur. Şu anda barolara kayıtlı stajyer avukat sayısı yaklaşık 20.000 olup, hali hazırda hukuk fakültelerinde yaklaşık 70.000 hukuk öğrencisi 5 yıl içinde mezun olup baroların kapılarına dayanacaktır. Ülkemizin bu kadar avukata iş üretebilecek sosyo-ekonomik yapısı olmayıp bu durum birçok avukatın işsiz kalmasına sebebiyet vereceği gibi, avukatlık mesleğinin kalitesini de oldukça aşağıya çekecektir. Bunun önüne geçilebilmesinin yolu, niteliksiz hukuk fakültelerinin kapatılması, hukuk fakültelerine girişlerin zorlaştırılması, hukuk fakültesi açılmasının sıkı şartlara bağlanması, avukatlık mesleğine girişte ve belirli aralıklarda bütün avukatlara sınav şartının getirilmesidir.

Avukat Stajyerlerinin eğitiminde baroların ellerindeki imkânlarla yetersiz kaldığı aşikârdır. Bu nedenle stajyer avukat eğitimlerinin zorunlu hale getirilmesi ve bu eğitim için barolara kaynak aktarılması ve avukat stajyerlerine de Hâkim Savcı Stajyerleri gibi sosyal haklar ve ücret ödenmesi gerekmektedir.

Avukatlık mesleğinin ekonomik manada rahatlatılması için avukatların iş alanlarının genişletilmesi, kamuda ve özel sektörde daha fazla avukat istihdam edilmesi, bütün şirketlere istisnasız avukatlardan hukuki danışmanlık hizmeti alınmasının zorunlu hale getirilmesi ve bunun sıkı bir şekilde takip edilmesi gerekmektedir. 

Hileli yollarla münhasıran avukatın yapabileceği işleri icra eden ve bu manada vatandaşı ve avukatlık mesleğini mağdur eden şahıs ve danışmanlık şirketlerinin faaliyetlerinin yasaklamasını ve bu gibi hukuksuz faaliyetlere ağır cezalar getirilmesi gerekmektedir.

Avukatlık Kanununda açıkça yazılı olmasına rağmen, mesleğimizi icra ederken bilgi ve belgeye ulaşmakta, kollukta-savcılıkta-mahkemede dosya incelemede aşırı derecede zorluk yaşamakta ve kanunun amir hükmüne rağmen halen birçok banka ve kurum tarafından avukatlık kimliği resmi işlemlerde kabul edilmemektedir.

CMK uyarınca görevlendirilen müdafilerin ücretleri zamanında ödenmediği gibi, CMK Avukatlık Ücret Tarifesi çok düşük olup, anayasada bulunan angarya yasağına ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine açıkça aykırıdır. Yine adli yardımdan faydalanan vatandaşlar için aktarılan kaynak oldukça yetersiz olup bu konuda hem meslektaşlarımız hem de vatandaşlarımızı ciddi manada sıkıntı çekmektedir.

Kanunda kamu görevi olarak tanımlanmış bulunan Avukatlık Hizmetlerinden lüksmüş gibi yüzde 18 KDV alınması kanunun ve savunma mesleğinin amacına açıkça aykırı olup bu KDV oranın derhal aşağıya çekilmesi gerekmektedir.

Bin bir fedakârlık ve zor şartlarla kamuda hizmet veren Kamu Avukatlarımızın özlük ve sosyal haklarının iyileştirilmesi ve kazandıkları davalara ait bütün karşı taraf vekâlet ücretlerinin hiçbir sınırlamaya tabi tutulmadan kendilerine ödenmesi gerekmektedir.

Görevleri nedeni ile kamu görevlisi sayılan avukatlara diğer bütün kamu görevlileri gibi yeşil pasaport verilmesi ve silah ruhsatlarında harç muafiyeti tanınması gerekmektedir.

Biz avukatlar, adaletin garantisi, mazlumun kapısı olan mesleğimizin geleceği için, hangi mücadelenin verilmesi gerekiyorsa bıkmadan usanmadan umutsuzluğa kapılmadan vermeye devam edeceğiz.

Bu vesile ile başta merhum Diyarbakır Baro Başkanımız Av. Tahir ELÇİ olmak üzere verdikleri onurlu hukuk mücadelesi nedeni ile öldürülen ve hakkın rahmetine kavuşmuş olup bugün aramızda bulunmayan bütün meslektaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Şahsım ve Yönetim Kurulum adına başta Mardin Barosunun değerli avukatları olmak üzere, hukuk devletinin olmazsa olmazı yargı erkinin temel taşı ve en büyük güvencesi olan savunma mesleğinin temsilcileri olan siz değerli meslektaşlarımın ve tüm halkımızın Avukatlar Günü’nü kutlar, mesleğimizin ve yargının tüm sorunlarının çözülmüş olduğu güzel günlere kavuşmamız dileği hepinize sağlık ve esenlikler diler saygılarımı sunarım.

 

Avukat Çelebi ARAZ

Mardin Baro Başkanı

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ak Parti Belediye başkan aday adayları belli oldu
Ak Parti Belediye başkan aday adayları belli oldu
Türkiye’nin Yüzde 39’u Kan Şekerini Ölçtürmüyor
Türkiye’nin Yüzde 39’u Kan Şekerini Ölçtürmüyor